Her yanın oynak

Otobüste Kültürpark'a gelirken, radyoya gelen bir dinleyici mektubunu okuyordum: “Sizin” diyor, “radyonuzu bir buluyorum, bir kayboluyor. İstasyonunuz neden böyle oynak, izah eder misiniz?” Efendim, sen misin mektubu okuyan. Şu bizim emekliliği yaklaşan sarımtırak Tepecik otobüsü içinde bir zıpladım; midem, bağırsaklarım karnımın içinde birbirine girdi. Güç hal ile hop kalkıp cup oturan otobüsten inip Kültürpark'a giderken, [...]

Delinin yaptığı heykel

Akıl hastanesi mensuplarından birinin yaptığı “Düşünen insan” heykelini her halde gördünüz. Heykel düşünceli, onu yapan adamı da gördüm; o da düşünceli. İnsanız, müsaade ederseniz ben de biraz, bugün düşünmek üzerine düşüneyim bari. Baksanıza, o heykelde Rodin’in “Düşünen adamına” benzer bir hal buluyorlar. Pek haksız değil bu! Çene altına dayanan o yumruk el ve o sıkılmış [...]

Devam Şaban, devam…

İstanbul’un bilmem neresinde, dün bir gazete gördüm. Şaban adında bir vatandaşımız rüyasında gördüğü bir defineyi bulmak üzere hükümetten kazı müsaadesi almış. Onbeş gündür, hiçbir netice alamadığı halde, korkutucu bir sebat ve soğuk bir inatla adamcağız bu hayal hafriyatına kaz ha, kaz, devam ediyormuş. İlk bakışta pek çokları gibi ben de biraz gülümsemedim değil bu habere. [...]

Gelir gider

Geçenlerde gazetelerden okumuştum. Frenk ilinin bilmem neresinden memleketimize katırlar gelmiş. Gelir a efendim, bizden de o taraflara domuzlar gitmişti. Hatta birkaç ay önce de, şöyle bin beş yüz kadar uzun kulaklı mahlûklardan ihraç etmiştik. Hep güzel şeyler gelip gidecek değil ya; dünya bu, biraz da böylesi gelir gider. Şu yer yuvarlağına bir baksanıza! Ama derinden; [...]

Siz işçiler

Sizleri çok küçük yaşımdan beri tanırım. Çocukluğumda birkaç yıl, ben de mağazaya gitmiş, yosun yeşilinden tutun da kehribar sarısına kadar çeşit çeşit işlenen yaprakların ciğerlere tatlı tatlı işleyen zehrini tatmıştım. Bir mahallede oturmuştum ki, sabahları allı boyalı, ne de olsa biraz canlı, işlerine giden tütüncü kızları, akşam üstü, kül rengi bir benizle dönerlerdi ve bu [...]

Mekteb-i âlem

Muvakkaten idaresine baktığım radyodan ayrıldığım günlerdeydim. Henüz ayrılmadan önce hakkımda, bir gazeteciye lüzumundan fazla iltifat eder mahiyette sözler söyleyen genç bir solist, ben radyoyu terk ettikten sonra, yine hakkımda sorulan bir suale cevap dahi vermeyi lüzumsuz görmüş, bunu da okudum. Talihin garip cilvesi. Ayni solist, radyoyu tedvire ikinci defa memur edildiğim zaman gelip benim, hayranı [...]

Hem benzer, hem benzemez

-Yahu, sen geçen hafta Afyon'da bir baloda mı idin?-Ne münasebet?-Biliyorsun, geçen hafta hususi işlerim için Afyon'a gitmiştim. Bir yardım derneği menfaatine verilen baloyu da kaçırmadım.-Bilirim, böyle şeyleri kaçırmazsın!-Azizim oraya bir aralık biri girdi ve çıktı. “Şardağ” diye arkandan bağırarak koştum, fakat yetişemedim.-A canım, bilmez misin ki ben balolarda pek gözükmem. Sonra Afyon'a da gitmedim. Orta [...]

Jilet yutmuş…

İstanbul gazetelerinden biri yazıyordu. Bir hasta adam meşhur bir mide mütehassısına gitmiş. “Efendim demiş, ne yesem hazmedemiyorum. Sık sık kusuyorum; bana bir çare.” Mütehassıs doktor evirmiş, çevirmiş. Hastayı bir hayli solutup soluksuz bırakmış, yoklamış, arkasını tıklamış ve epice yumruklamış, teşhisi koymuş: “Ülser var sende. Mamafih bir kist olmak ihtimali de var. Bu ancak vereceğim ilâçların [...]

Çocuklarla…

"Göreyim sizi, bugünü size bırakana vefa ile bir damla göz yaşı dökün". Rüştü Şardağ Yarım asrın yarısı, çoktan geçti. Adım adım, erişe erginleşe halk egemenliği rejiminin derinliğine doğru gidiyoruz. Tarihten gelen millet yapımıza sonradan tebelleş olmuş sultan idareleriyle bir hayli yoğrulduğumuz sırada Atatürk, biz bir anda içten ve dıştan silkeledi. Çürük ve kurumuş yapraklarımızdan temizledi. Tam [...]

Kol

Dün gazinoda oturmuş, kulağımda çocuk sesleri çınlarken, gözlerimle, sahilden süzülerek giden süt beyaz bir vapuru seyrediyordum. Birkaç gün süren sıkıntılı yağmurlar dinip, gök olanca mavisiyle berraklaştığı için olacak, bayramın ruhumda yarattığı dolulukla kendimi geçip giden vapur gibi süt beyaz gördüm; hani nasıl pembenin, bir de toz pembesi olur, beyazın da öylesi beyaz! Basık tavanlı gazino, [...]