Nasip

Dün matbaanın tam kapısına yaklaşmak üzereydim ki, bir insan harabesini, ekmeğini, çöplükten edinilmiş karpuz kabuklarından birine banarken gördüm. Belki bunu siz de tanıyacak ve ihtimal rastlamış olacaksınız. Yaşının ve talihinin ağarttığı saçları, siyah kaderini aksettiren uçuk ve mahzun yüzüne dökülmüş; diz kapağından aşağıya gelen kısımları parçalanmış bir entari yegane sermayesi.. Yanına birikmiş olan üç dört [...]

Çoğalmış

İstanbul'un birkaç sene içinde yepyeni bir çehre iktisap etmesi mümkün değil tabii. Koca alâmet şehirde sarfettiğiniz emekler, dev misali bir hacme sahip olmayınca elbette eriyip gidecek. Sadece bir şey dikkatimi çekti. Efendim, eskiden beri mevcut olan ve hemen her şehirde rastgeldiğimiz öyle nesneler var ki burada pek çoğalmış. mesela armut; ne kadar da bol. Sokaklar, [...]

Fakir Anadolu

Dün ablamın mezarını yoklayıp ruhuna bir boy göz yaşlarımla rahmetlerimi yolladıktan sonra çocukluğumun geçtiği fakir Üsküdar içinde adım adım dolaştım. On beş, yirmi sene önce bırakıp terk ettiğim Anadolu'nun Boğaz'a doğru bu son kale kapısı, tarihimizdeki akınların gelip gelip durduğu ve yeniden hız aldığı belde, nasıl mahzun bırakmışsam yine öyleydi. Bülbüldere Mezarlığı öylesine perişan, Uncular [...]

Hey kardeşlerim

İstanbula geldim. Günlük işlerim ve resmî meşgalelerim sırasında bir hıçkırık tutar gibi dostlarımı aramak tutmaz mı beni? Bir uzun gurbetin peşisıra malını mülkünü soran meşhur halk şairi gibi “çanak çömlek, babadan kalma yakası yırtık gömlek nicoldu” diye soramadım ama, dostlarımı, eski sevdiklerimi sormanın ateşine düştüm. Zaten arayacak çanak çömlek veya bunların sembolize ettiği maddî hiçbir [...]

Boşa geçen zamanlar

Zevk bu ya, seyahate bayılırım. Ama “kim bundan hoşlanmaz” diyebilirsiniz. Mesele biraz da eli elverip gücü yetebildikçe kısa veya uzun seyahate çıkmak, aylak ruhumuzu ve bir köşede sabit kalmış bedenimizi “yürü ya kulum” diyerek dolaştırmaktır. İzmir'den kalkan ve Balıkesir hattı üzerinden Ankaraya hareket eden trenimiz Horoz köye gelirken elele tutuşmuş dört beş köylü kızının ayaklarında [...]

Eşek çobanlığı

-Aman yavrum, ne istersiniz garipten; bırakın kendi haline!-Hişt çocuklar, ayıp size! Böyle diyor, ikaz ediyorum ama, kimin kulağına giriyor ki. On sekizinde var, yok, bir meczup çocuğu bir grup mektepli ortalarına almış, kızdırıp duruyor ve zavallı kanter içinde bağırtıyorlar: -Yapmayın be keratalar! Annenizi, ablanızı… Tabi deli bu, anne ve ablalarına rahmet okumadığını tahmin etmişsinizdir. Bir [...]

Faydasız işler

Amerika'nın bilmem hangi eyaletinde çok zengin bir zat, her halde siz de gazetelerde okudunuz, kendisine cenaze alayı tertip edip mutantan tatbikata girişmiş, gülünç mü tuhaf mı acı mı buldunuz bilmem ama, ben sadece faydasız buldum. Bu faydasızlık adamın zengin bir tören yapmasını tenkit edişimden gelmiyor. Keyif bu ya, kimisi böyle âlâ vâlâ ile toprağa girmek [...]

Gölge satan belediye

Ege şehirlerinden birinde geçen günler içinde cereyan eden bir hadise belki birçoklarınızın dikkatinden kaçmıştır. O şehrin belediyesi (Denizli olacak) bir çınarın gölgeliğini kiraya vermiş. Çınarın gölgesi müsakkaf (tavanı örtük) mı sayılır, milli korunma kanununun şümulüne girer mi? Yoksa artırma eksiltmeye mi tabi olarak kiralanmış bilmiyorum ama, işin mana tarafı oldukça ağır basıcıdır. Bir zamanlar dünya [...]

Neden böyle mükedderiz?

Halimize uzaktan bakan kimse, elimize taşlar alıp dövünesi bir duruma geldiğimizi rahatça fark eder sanırım. Aralarında hiçbir ayrılık gözetmeden her hadise karşısında, ne de çabuk üzülüyor, olanları karamsıyor ve sümsükleşiyoruz. Birkaç kuşak ve göbek arkamızda kalan büyüklerimizin, en büyük felaketi bile kader adlı bir kuvvete yoran dayanıklı, kalender bir hali vardı. Çok şükür, maziden gelen [...]

Bülbül

Dün gece, hayırdır inşallah, kendimi bir çiçekli bahçede buldum. Dört yanımda kendi işleriyle meşgul olan insanlar vardı. Bahar, ılık esintisi ve yumuşak karakteri ile ruhları doldurmadaydı. İşte sevinmesi gerektiren bu ahval içinde, birden bire karşımda korkunç bir mahlûk gördüm. Çengel gibi gagası, pis bir yüzü, keçi sivriliğinde bir boynu vardı. Neresine baksam iğrenesi bir kaçınma [...]