İngiltere'de bir deli binbaşı varmış. Bir büyük köprünün altından ahalinin şaşkınlığına, korkmasına bakmadan vire geçip durmuş. Halk, "Ne oldu bu adama? Kimdir bu? Ne günlere kaldık?" derken, öğrenmişler ki bu adam, deli lakabıyla anılan meşhur tayyarecidir. Bir kahramanlık mı yaptığı? Sanmıyorum. Çoluk çocuğu, hamile kadınları, bir sürü masum yavruları keyfî bir kapris ve afi uğruna [...]
Kategori: Yaşam
Ruhların kalleşliği
Birkaç defa ben de ruh çağırma meclislerinde bulundum. Bazı ruhlar geliyor ve bazı canlı varlıklara musallat olurcasına sempati duyarak, bizim anlamadığımız ve duymadığımız bir şekilde hitaplarda bulunuyorlar. O meclislerdeki kişiler ise bu ruhların söylediklerini hızla, adeta soluksuz bir şekilde yazıya döküyorlar ve ardından hemen bir isim belirtiyorlar: 5 numaralı celse, ruhlar meclisinden. Tabii ki biz, [...]
Hani kılıncın Tanrım!
Bugüne kadar kaçırdıkları dövizin değil de, kaçırmak üzere yeniden torbaya soktukları sırada ele geçirilmiş bulunan dövizin tutarını okuyunca düşündüm: 350 milyon lira! Galiba Amerika'nın Türkiye'ye yaptığı son yardımın asıl rakamı da bu. Döviz hırsızlarının fotoğraflarını ve adlarını gazetelerimizde gördünüz. Hristiyan ve Musevî vatandaşlarımız bunlar. Yıllarca dillerinde, dinlerinde, hatta ülkülerinde başlarına buyruk yaşadıkları halde, bu milletin [...]
Belediyeler uyanın!
İstanbul'da, ruhsatsız inşa edilen sinemanın çöken teras altında nur topu gibi üç evlâdını kaybeden albayın, elinde tabanca, "Katili arıyorum!" diye feryat edişini okumuşsunuzdur gazetelerde. Haydi hep birlikte katili arayalım. Devletin yakasına yapıştığı üç sanık katil olabilir mi? 1. Ruhsatsız yapı yaptıran mal sahibi suçludur. Ölüme sebep olmuştur. Ama üç kuruş fazla kazanabilmek için giriştiği bu [...]
(İRAN) Güzelim çay…
İnsana sormuyorlar ki, içer misin diye. Nereye gitseniz beş dakika geçmeden, içerideki diğer konukları da dikkate alarak, beş on bardak geliyor tepsi içinde. Türkiye'de eğer çay içmek merakında değilseniz, orada meraklısı olacaksınız. Burada ağzınıza almaktan hoşlanmıyorsanız, orada ağzınızı çaydan ayıramayacaksınız. İşte hemen açıklayayım: Kahveci, fakat çaycı değilim. Ama devamı ve mabadı oraya tekrar gideceğim güne [...]
Piliç meselesi
Şu İstanbul'da basılan, adına da "piliç" denilen rezalet köşesi ile ilgili haberleri gazetelerde okurken, çok yanlış ve karışık meselelerin çözümü içine düştüm. Bir defa eski mahalle imamlarının başlarına halkı toplayarak yaptıkları sopalı, tekmeli ve tükrüklü baskınlardan hiç de ayrılığı bulunmayan bu basın haberi, insanı düşündüyor. Öte yandan uzun zamandan beri ahlâk zabıtamızın mezkûr eve girip [...]
Dihaydi öyleyse
Her sene, ömür defterinin bir yaprağını dürüp, içine biraz korku, biraz ümit ışığı karışmış gözlerimizle, gelecek yılın eşiklerine bakarken düşüncemiz nedir? Meram ve tavrımız ne sulardadır? Herkes ayrı ayrı nasıl bileyim? Yalnız dün akşam bir dost, kendi tutumunu açıklayıverdi: “Ne mi yaparım? Uyurum!” Uyku, onun gibi, kendisine helâl edilebilecekler için haklı bir hareket tarzıdır şüphesiz. [...]
Ankara’da kar
Ankara'da tam bir haftadır, biraz ara verir gibi yapıp hızlanarak, durmadan kar yağıyor. İzmir'de yıllardan beri kocakarı fırtınaları, kıkırdatıcı ayaz ve sinsi sinsi insanın iliklerine sızan kuru soğuklarla geçmiş kış mevsimlerinde unutur olduğum o süt beyaz kar'ı dün, şehre lök gibi konmuş, akzadeler sultanı imişcesine tahtını kurmuş gördüm ve uzun seneler hasrete yolcu ettiğim bir [...]
Yine trendeyim
Tam karşımdaki kanepede genç bir karıkoca, bir de çocukları var. Motorlu trenin yemek salonundayız. Uşak'tan sonra, tren sath-ı mailinin çok aşağısında kalan çukur köyler var, oraları geçiyoruz. Çocuk, üç yaşlarında bir kız çocuğu. Denk durduğu yok. - Baba, bu ne olacak?- Bıçak kızım, et yemeği bununla kesilir.- Baba, ben onu atayım mı? - Aman kızım, o [...]
Yolda giderken
Şu motorlu tren mi nedir, ilk defa biniyorum; bir acayip geldi bana. Sizi İzmir'den sabah yedide alıp gecenin yarısı, yani 23.20'de Ankara'ya bırakıyor. Bu suretle trende sabahlamaktan kurtulmuş oluyorsunuz. İşte bütün fazileti otobüste gider gibi bir koltuğa -daracık- kuruluyorsunuz. Tam on beş saat kazık gibi oraya mıhlanacaksınız. Ötekilerde koridor var, çat kapı, vurup çıkmak, pencere [...]
