Dün çok sevdiğim birini yoklamak için hastaneye gittim. Ziyaretçi beklemek kadar hasta yoklamanın da -eğer sevilen bir dost ise- romantik tarafı vardı. "Sevilen bir dostsa" dedim; zira bir de işin yasak savma kabilinden olanı var, resmî olan ciheti var. Bu, benim dediğim, o değil. Eline, ona lâyık gördüğün hediyeyi alamadığın için üzgün, fakat gönlüne şifa, [...]
Kategori: Yaşam
Musikimizde sesler
Çene sesine halâ itibar edenler musikimizi tanımayanlardır Türk musikisinin klâsik dediğimiz dalı ile halk müziğinde teganni ederken çıkarılan sesleri, bizde, pratik olarak dörde ayırmışlardır: Gırtlak-hançere sesi-kafa sesi-çene sesi gibi. Göğüs sesi deyince, şöyle bir sual akla gelebilir: Kuvvetini göğüsten almayan ses var mıdır? Şüphesiz ki yok. Küçük kan damarcıklarının hayat taşıdığı iki mühim uzvumuz içinde, [...]
Yeşil’e övgü
Dün bahar mı ona, o mu bahara karıştı, yoksa ben mi hülyama dolandım; anlayamadım. İlk yaza gidebilmelerini kutlamak için kırlara taşanlara imrenerek bir dostla telâki (buluşma) zarureti içinde, önü çayırlığa bakan bir kahvede oturmuş, dışarıyı seyrederken tâ karşımda, güneşin sıcağına katlanmak istemeyen yirmi beşini aşkın bir tazenin yeşil robu gözlerimi oyaladı. Sol eliyle yeşillere bürünmüş [...]
Külhanbeye hasret
İngiltere'de bir deli binbaşı varmış. Bir büyük köprünün altından ahalinin şaşkınlığına, korkmasına bakmadan vire geçip durmuş. Halk, "Ne oldu bu adama? Kimdir bu? Ne günlere kaldık?" derken, öğrenmişler ki bu adam, deli lakabıyla anılan meşhur tayyarecidir. Bir kahramanlık mı yaptığı? Sanmıyorum. Çoluk çocuğu, hamile kadınları, bir sürü masum yavruları keyfî bir kapris ve afi uğruna [...]
Ruhların kalleşliği
Birkaç defa ben de ruh çağırma meclislerinde bulundum. Bazı ruhlar geliyor ve bazı canlı varlıklara musallat olurcasına sempati duyarak, bizim anlamadığımız ve duymadığımız bir şekilde hitaplarda bulunuyorlar. O meclislerdeki kişiler ise bu ruhların söylediklerini hızla, adeta soluksuz bir şekilde yazıya döküyorlar ve ardından hemen bir isim belirtiyorlar: 5 numaralı celse, ruhlar meclisinden. Tabii ki biz, [...]
Hani kılıncın Tanrım!
Bugüne kadar kaçırdıkları dövizin değil de, kaçırmak üzere yeniden torbaya soktukları sırada ele geçirilmiş bulunan dövizin tutarını okuyunca düşündüm: 350 milyon lira! Galiba Amerika'nın Türkiye'ye yaptığı son yardımın asıl rakamı da bu. Döviz hırsızlarının fotoğraflarını ve adlarını gazetelerimizde gördünüz. Hristiyan ve Musevî vatandaşlarımız bunlar. Yıllarca dillerinde, dinlerinde, hatta ülkülerinde başlarına buyruk yaşadıkları halde, bu milletin [...]
Belediyeler uyanın!
İstanbul'da, ruhsatsız inşa edilen sinemanın çöken teras altında nur topu gibi üç evlâdını kaybeden albayın, elinde tabanca, "Katili arıyorum!" diye feryat edişini okumuşsunuzdur gazetelerde. Haydi hep birlikte katili arayalım. Devletin yakasına yapıştığı üç sanık katil olabilir mi? 1. Ruhsatsız yapı yaptıran mal sahibi suçludur. Ölüme sebep olmuştur. Ama üç kuruş fazla kazanabilmek için giriştiği bu [...]
(İRAN) Güzelim çay…
İnsana sormuyorlar ki, içer misin diye. Nereye gitseniz beş dakika geçmeden, içerideki diğer konukları da dikkate alarak, beş on bardak geliyor tepsi içinde. Türkiye'de eğer çay içmek merakında değilseniz, orada meraklısı olacaksınız. Burada ağzınıza almaktan hoşlanmıyorsanız, orada ağzınızı çaydan ayıramayacaksınız. İşte hemen açıklayayım: Kahveci, fakat çaycı değilim. Ama devamı ve mabadı oraya tekrar gideceğim güne [...]
Piliç meselesi
Şu İstanbul'da basılan, adına da "piliç" denilen rezalet köşesi ile ilgili haberleri gazetelerde okurken, çok yanlış ve karışık meselelerin çözümü içine düştüm. Bir defa eski mahalle imamlarının başlarına halkı toplayarak yaptıkları sopalı, tekmeli ve tükrüklü baskınlardan hiç de ayrılığı bulunmayan bu basın haberi, insanı düşündüyor. Öte yandan uzun zamandan beri ahlâk zabıtamızın mezkûr eve girip [...]
Dihaydi öyleyse
Her sene, ömür defterinin bir yaprağını dürüp, içine biraz korku, biraz ümit ışığı karışmış gözlerimizle, gelecek yılın eşiklerine bakarken düşüncemiz nedir? Meram ve tavrımız ne sulardadır? Herkes ayrı ayrı nasıl bileyim? Yalnız dün akşam bir dost, kendi tutumunu açıklayıverdi: “Ne mi yaparım? Uyurum!” Uyku, onun gibi, kendisine helâl edilebilecekler için haklı bir hareket tarzıdır şüphesiz. [...]
