Şehrimizde misafir bulunan sevgili kardeşim Münir Hayri ile birlikte dün uzun bir sohbet içinde, acı acı sanatımızı düşündük. Aslında Ege'nin evlâdı olan bu üstün zekâ ve sanat adamının Ankara'da geçen sanat mücadelelerini yakından bildiğim için, görüşlerinin isabetine de yerden göğe hak veriyorum. Bir dakika uyumadan bir on sekiz Mayıs gecesi, sabaha kadar İsmet Paşa Kız [...]
Kategori: Sanat Yazıları
Hamdi bey hoş geldin
Demek artık Türk'ün ve Batı'nın büyük klâsik müziğini çatıda, ayni şerefle barıştırmasını bilmeyen idaresizliklerimizden kurtulacağız.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ankara'dan iyi tanıdığım, sevdiğim ince adam, Hamdi Akverdi hoş geldin. Millî Eğitim Bakanlığı'nın güzel sanatlar alanında üstün bir mevkiin olduğunu bilirim. Gazetelerden okuduğuma göre buraya resmî bir vazife ile, güzel sanatlarla alâkalanmak üzere gelmişsin. Peki ama bunun manasını anlayamadım. [...]
Küçük kabiliyetler
Karşıyakalı bir bayan okuyucumdan temiz bir kâğıt üstüne itina ile yazılmış, uzun ve hicranlı bir mektup aldım. “Siz” diyor, “Hamdibey hoş geldin” yazısında ve diğer bir çok yazılarınızda sanat meseleleriyle alâkalanıyorsunuz. Ne olur, bir de bizim gibilerin derdi ile dertlensenize! Onun derdi, okuyucularım şudur: Resme âşık, kabiliyeti de; Fakat inkişaf etmesi için bir atelye bulamıyor. [...]
Ya içeriye dalsak..
"Kısaca resimde, müzikte ve edebiyatta, nemize gerek, yine sadeliğin yolunu tutalım."Rüştü Şardağ Mevsimle birlikte incelen, yünden ipeğe, ipekten ten inceliğine kavuşan kadın kumaşları, dikkatinizi bilmem bir de desen bakımından çekiyor mu? Bilmiyorum ama, eğer ukalâ bir manifaturacı olsaydım, desenlerimi kendim çizdirir, bastırır, öyle satardım. Nedir bu renk aburcuburluğu Allahım! Biz bir renk ahengi beklerken bu [...]
Haydi ilân edelim
Bir İstanbul gazetesinde okuduğum ilânın başlığı şu: Sanatkâr aranıyor. Metne göz gezdiriyorum: “Tesviye ve Torna işlerine bihakkın vakıf…” Sanatkârı hala zenaatkârla bir tutan idrake aşk olsun. Elinin emeğiyle refahımız ve yükselişimizin divarına en sağlam taşları yerleştiren zanaat ehline bir sitemim olduğu anlaşılmasın, bundan üzülürüm. Ama tabiatın koynunda gizli ve aşikâr duran renklerle ilâhi bir ahenk [...]
Heykel kavgasında kim haklı?
Ankara Belediye Başkanı, SHP zamanında yaptırılıp en güzel parklardan birine dikilmiş heykeli kaldırıyor. Televizyonara kadar yansıyan bir tartışma.. Teleizyon habercisi soruyor? -"Niçin yasakladınız, sayın Başkan, sanat yasaklanır mı?" Başkan kaçak güreşiyor gibi: -"Bu heykeli seyrederken siz utanmıyor musunuz?" Haberci, yanıtı Başkan'a verdirmek için çırpınış içinde: - "Sizce bu heykel ayıplı mı?" Başkan daha kurnaz: - [...]
Bir bankanın ölümsüz eserleri
Atatürk’ün ekonomik kurtuluşumuza destek olsun, sanat ve kültür atılımına ışık tutsun diye kurduğu İş Bankası’nın ikinci resim sergisindeyim. İlki, Batı’nın klasik-akademik resim dünyasından da nasip alıp Cumhuriyet’e yakın tarihlere kadar gelmiş ressamlarımızın eserlerinden oluşuyordu. Bu kez de Cumhuriyet kuşağının eserleri sergide. Çoğu, dostlarım olan ressamlar, bir bölümü, biz bu yaşlara gelip hala kazık çakarken erken [...]
Dünya Tiyatrosunda Yerimiz
Batıda da 15. yüzyılın tiyatrolarını ilkel, biraz palyaçoluk havası içinde buluruz. “Eski Yunan’daki gelişmiş, kişileri çoğalmış, perdesi, dekoru olmasa bile, sanatçı ve konu kompozisyonu tamamlanmış tiyatrolardan sonra bu iniş niye?” demeyin. Uygarlıklar tarihi, dünya grafiğinde zikzaklarla dolu. Yükselişler ve düşüşler.. Türk tarihinde tiyatroyu araştırmaya kalkanlar, Orta Asya’daki anavatanımıza kadar yol almalı. Bugün oralarda yurdumuza göç [...]
Kenter’lere doyulmaz
Yıllar sonra, yine onların Yıldızlarıyla Ankara, Şinasi tiyatrosundayım. Sovyet rejiminin göbeğinden çatlamak üzere olduğu dönemin, Komünist rejimce yasaklı oyun yazarı Ludmila Razuloskaya’nın “Sevgili Yelena Sergeyavna” adlı eseri sahnede. Ben Kenter’leri çok beğenirim. Ben beğenmesem ne çıkar ki?.. Devlet ve ulus beğenmiş. Bir yüksek öğretimin, tiyatro dalına başkan yapmış, Yıldız’ı. Ama Kenter’ler, nasıl böyle, sanatın fırınında [...]
Toto Karaca’ya sevgi dolu..
Onu, henüz on dördünde var yokken, içinde on sekiz yılımı geçirdiğim Üsküdar İcadiye Tepesi’ndeki son tulûat tiyatrosunda tanıdım. Dini Hıristiyan-Gregoriyen, milleti, Türk olan Toto, bizde tulûatın son temsilcisiydi ve tiyatromuza hizmet vermiş Binemeciyan- Manakyan – Nâşit – Dümbüllü İsmail topluluklarında Türk -Ermeni tiyatro oyuncuları işbirliğinden çağdaşlığa da adımını atanlardandı. Onun, son yıllarında, benim gibi âhı [...]
