Evlâtlarını nura boğulmuş görmek isteyen ana ve babalar için, dünden itibaren okulların kapıları irfana açılmış bulunuyor. Terbiyeci A. Vinet’in haklı olarak söylediği gibi “başlarının içi bilgi ile teçhiz edilmiş insanların, bunun aksi olan kimselere karşı öyle bir imtiyazı ve üstünlüğü vardır ki, bu üstünlüğün yeri, hukuk kitapları ve kanunlar değil, fakat o memleket insanlarının idrakidir.” [...]
Kategori: Yeni Asır
Fasıl
Radyomuzun geçen akşam meydan faslına başlarken bir defa daha inandım ki fasıl musikisi, bizim kolay kolay iptilâsından kurtulamayacağımız bir müzik dalımızdır. Asırlardan beri bu kıvrak dalda bülbül gibi şakıyan bütün icracılar veya hanendeler kafasından çok kalbi ile yaşayan bu millete hakkı ile tercüman olmuşlardır. Fasıl musikisinin mutlaka içkinin yardımı ile dinlenebileceğini sanan veya bu görüşü [...]
Düttürü düt…
Dokuz Eylül akşamı Mithat Paşa sanat okulu istikametinden gelen yirmi, otuz izci çocuğumuzun borazan seslerini, trampet vuruşlarını görünce düşündüm: Biz izcilikten dahi ne istediğimizi, ne beklediğimizi anlamış veya anlatabilmiş miyiz? Millî Eğitim Bakanlığı'nın bir takım talimatname, yeni adı ile, yönetmelik çıkarmasına rağmen durum aydınlanmış değildir. Değildir; çünkü eğer ortada bir vuzuh olsaydı yıllardan beri izci [...]
Ya biz bir şey vermeyecek miyiz?
İzmir'de Nato'nun karargâh kurması hiç şüphe yok ki hükümet için bir başarı, İzmirliler için de bir talih eseridir. Matbuatımız bunu günlerdir lâyıkı veçhile açıklamış bulunuyor. Fakat meselenin benim naçiz görüşüme göre bir tarafı daha var: Onların bize katacakları politik sosyal kıymetler yanında biz de kendilerini boş bırakmayacak, yer yüzünde yalnız Türk’e mahsus olan beşeri cevherlerimizi [...]
Tombul
Dün akşam günün batışı mı güzeldi, benim içimde bir ezginlik mi vardı bilmiyorum, oturduğum kır bahçesindeki iskemleye çöktükçe çöktüm. Önümde küçücük bir havuz, fıskiyesi hafif şıpırtılarla sularını tekrar geriye verirken sathında beliren dalgacıklar duygularımda adeta nakışlar işliyor. Haşim'in iki mısrağını içimden aldığı kuvvetle dudaklarım tekrarlıyor: “Bir Acem bahçesi bir seccadeDolduran havzı ateşten bade” Tam bu [...]
Mazhar Osman
Sen de göçtün koca hekim! Pek az zaman ferah, fakat çok defa hoyrat esen hayat rüzgârı, seni de yele verdi demek. Ama ölüm acısının dünyada çektiğimiz öldürmeyen acılardan tek farkı, artık sahibine bir şeyler duyurmaması değil midir? Sen, dudağında insaniyete şefkatle bakan son gülüş, bizi terk ettiğin andan beri sanırım ki en yakınlarınla birlikte bütün [...]
Radyomuz
Sevgili İzmir'in küçük, fakat canlı radyosu, nihayet devletçe yeni bir müdür tayini suretiyle gerçek hüviyetine kavuştu. Düne kadar başındaki müdürün ehliyetsizliği, bu işteki ihtisas yoksulluğu başta gelmek üzere, bir takım mahrumiyetler sebebi ile kör topal giden radyomuzun bundan böyle aksaksız çalışacağına ve geçmiş hatalara düşmeden bir tekâmül merhalesi katedeceğine inanıyorum. Siyasi konuşmaların başlamasıyla inşallah fikir [...]
Yediği naneye bak!
İstanbul'da çıkan bir gazetede bir tarihı roman tefrikası gördüm. Muharriri yeni bir isim olduğu için bir göz atayım dedim. İşte mevzuu: İkinci Sultan Murad'ın oğlu şehzade Mehmet sünnet ediliyormuş. Bu yüzden büyük bir eğlence tertip edilmiş, bu eğlencede Sırplar, Ulahlar ve diğer bazı milletlere mensup esirler ortaya çıkıyor, birbirlerini bıçak, demir, çivi vesair kesici maddelerle [...]
Bedbaht
-Nen var dostum, yine dalıp dalıp gidiyorsun?-........ Onu birkaç aydır böyle dalgın , perişan buluyorum. Çağını geçirmiş olan bekâr arkadaşımın sık sık nükseden bir hastalığı var: Böyle senenin birkaç ayında aniden boynu bükülür, kendisini, dünya yüzüne gelmiş insanların hiçbirinin yaşamadığı bir derdin sahibi olarak tanır. Dalar, mükedder hislerinden nasip almış olduğu besbelli bulunan gözlerle ufku [...]
Suzinâk
Geçen gece açık hava tiyatrosunda İsmail Şençalar’ın kanununu uzun uzun ve derin derin dinledim. Suzinâk makamında pervaz eden kanun, musikimizin bu konuşkan sazı, kendi bünyesine en uygun bir makamı süslemedeydi. Bizim musikimizde makam, batının kendi yapısında bulunmayan bir özelliktir. Rahatça sayılabilecek olanların sayısı yüze, heyeti mecmuası üç yüze varan bu makamlar, ruhların ayrı ayrı nağme [...]
