Efendim, geçen gün bir toplulukta, kendinde çok iri bir mahlak hali vehmeden bir kurbağanın şişip şişip toslayışına şahit oldum. Sonundaki acı mahcubiyet onu insanda asıl olması lazım gelen yumuşak başlılığa, tevazua ve başkalarına hürmete alıştıracak mı sanmıyorum. Çünkü bu tezadlar dünyasında insan dediğimiz varlık da ayrı bir tezadlar kumkuması değil midir? Zahira hale bakıp hüküm [...]
Kategori: Yeni Asır
Böyle gecenin…
Son Olimpiyat güreşlerindeki neticeler gerçekten üzücü oldu. Üzücü, fakat beklenmeyen bir şey değil.“Efendim, idarecilerin beceriksizliği…”. Böyle bir sebep satıhta kalır.“Antrenmanlar zayıftı.”Bu hükmün isbatı çok zordur.Şans ve kader işi diyecek kadar da basitleşemeyeceğimize göre asıl sebebin kaynağını bulmak zorundayız. Gerçi yukarıdaki hükümlerin hepsinin bu yarıdan fazla mağlubiyetlerde payı vardır. Fakat bu pürüzler asıl sebebin daima üstünde [...]
Nasip
Dün matbaanın tam kapısına yaklaşmak üzereydim ki, bir insan harabesini, ekmeğini, çöplükten edinilmiş karpuz kabuklarından birine banarken gördüm. Belki bunu siz de tanıyacak ve ihtimal rastlamış olacaksınız. Yaşının ve talihinin ağarttığı saçları, siyah kaderini aksettiren uçuk ve mahzun yüzüne dökülmüş; diz kapağından aşağıya gelen kısımları parçalanmış bir entari yegane sermayesi.. Yanına birikmiş olan üç dört [...]
Uşak
Tulûat tiyatrosunun komik adı altındaki son mümessili, Dümbüllü İsmail’i geçen gece bana, on bir yaşındaki heyecanlarımın aynını tattıran bir lezzetle seyrettim. “Son tulûat komiği” dedim. Çünkü bizi kendisine değil, sanatına güldüren tek halk sanatkârı olarak ortada kalan odur. Şaklabanlıkta, belden aşağısı ile alâkalı tekerlemelerde, gerçek tiyatro ile, halk geleneklerinin ortasında kalan melez hareketlerde gördüğümüz o [...]
Çoğalmış
İstanbul'un birkaç sene içinde yepyeni bir çehre iktisap etmesi mümkün değil tabii. Koca alâmet şehirde sarfettiğiniz emekler, dev misali bir hacme sahip olmayınca elbette eriyip gidecek. Sadece bir şey dikkatimi çekti. Efendim, eskiden beri mevcut olan ve hemen her şehirde rastgeldiğimiz öyle nesneler var ki burada pek çoğalmış. mesela armut; ne kadar da bol. Sokaklar, [...]
Fakir Anadolu
Dün ablamın mezarını yoklayıp ruhuna bir boy göz yaşlarımla rahmetlerimi yolladıktan sonra çocukluğumun geçtiği fakir Üsküdar içinde adım adım dolaştım. On beş, yirmi sene önce bırakıp terk ettiğim Anadolu'nun Boğaz'a doğru bu son kale kapısı, tarihimizdeki akınların gelip gelip durduğu ve yeniden hız aldığı belde, nasıl mahzun bırakmışsam yine öyleydi. Bülbüldere Mezarlığı öylesine perişan, Uncular [...]
Hey kardeşlerim
İstanbula geldim. Günlük işlerim ve resmî meşgalelerim sırasında bir hıçkırık tutar gibi dostlarımı aramak tutmaz mı beni? Bir uzun gurbetin peşisıra malını mülkünü soran meşhur halk şairi gibi “çanak çömlek, babadan kalma yakası yırtık gömlek nicoldu” diye soramadım ama, dostlarımı, eski sevdiklerimi sormanın ateşine düştüm. Zaten arayacak çanak çömlek veya bunların sembolize ettiği maddî hiçbir [...]
Allah onlarladır
Dün sizi vatan ve insaniyetin yenilmez kalesini muhafaza etmek için çıktığınız büyük sefere uğurladık. Teşyi merasiminde dikkati çeken sadelik, yakınlarınızın göz pınarlarında birikip kalmış, akmamak için zaptedilmiş gözyaşları da gösteriyordu ve bir defa daha ispat ediyordu ki bu milletin, dünyanın öteki ucunda komünistleri mükerrer olarak mağlup eden bu milletin en büyük hâdiseler karşısında dünyanın hiçbir [...]
Boşa geçen zamanlar
Zevk bu ya, seyahate bayılırım. Ama “kim bundan hoşlanmaz” diyebilirsiniz. Mesele biraz da eli elverip gücü yetebildikçe kısa veya uzun seyahate çıkmak, aylak ruhumuzu ve bir köşede sabit kalmış bedenimizi “yürü ya kulum” diyerek dolaştırmaktır. İzmir'den kalkan ve Balıkesir hattı üzerinden Ankaraya hareket eden trenimiz Horoz köye gelirken elele tutuşmuş dört beş köylü kızının ayaklarında [...]
Eşek çobanlığı
-Aman yavrum, ne istersiniz garipten; bırakın kendi haline!-Hişt çocuklar, ayıp size! Böyle diyor, ikaz ediyorum ama, kimin kulağına giriyor ki. On sekizinde var, yok, bir meczup çocuğu bir grup mektepli ortalarına almış, kızdırıp duruyor ve zavallı kanter içinde bağırtıyorlar: -Yapmayın be keratalar! Annenizi, ablanızı… Tabi deli bu, anne ve ablalarına rahmet okumadığını tahmin etmişsinizdir. Bir [...]
