Hahambaşının ziyareti…

Hahambaşının İzmir ziyaretini benim gibi merakla takip ediyor musunuz? Munislikle yumuşamış ihtiyar bir gövdenin üstüne konan baş portresi ile, Kenan diyarının dinini temsil eden bu Rafael Efendi, cidden sempatik bir adam. Lâf mı bu, bütün Musevilerin yegâne din ulusu. İzmir'e geliyor, cemaatin onu toptan misafir etmek istemesine rağmen kadim bir dindaş ve arkadaşın evinde kalıyor. [...]

İş bıyıkta değil ki..

Dost Pakistan'dan da hoş, hatta tuhaf haberler gelmeye başladı. Her halde dün, gazetelerde okumuşsunuzdur. Erkeklerin bıyık burması yasak edilmiş. Çünkü onlar bu işi, bıyıklarına biçim vermek için değil, kadın ve kızlara takılmak, her rastgelen kuşun etini yemek maksadıyla yapıyorlarmış. Ne dersiniz okurlarım, bu haber, sizin için pek büyük bir sürpriz taşımıyor, değil mi? Çünkü bıyık [...]

Büyük millet olmak…

Dünya siyasetinin türlü tezahürleri arasında, komşu milletlerin bir kısmının birbiriyle didişmesi bir hayli sıkıcı ve üzücü oluyor. Mısır'da Cumhuriyet'in kurucusu General Necib'in hahambaşıyı öpmesi üzerinden henüz bir hafta geçmeden İsrail ordusu, Mısır'ın ihtilâl mahkemeleriyle uğraşmasından faydalanarak iki hudud arasındaki tarafsız bölgeyi işgal etti. Bu sefer Mısır ordusu mukabele olmak üzere başka İsrail toprağını istilâ etti. [...]

O kadın okusun

- Dur canım, yavaş ol, ayağım gitti. - Görmedik a beyim! Ne yapalım?! Şu Güzelyalı tramvayında galiba artık seyahat imkânı kalmadı. Hele akşamları tıkış tıkış! Önümde duran hatun ise terbiye sınırından geçmiş değil. Tramvayın ne meşin halkalarını tutmuş, ne de başka bir yere istinat ediyor. Arabanın her sarsıntısında, bir iki yaylanıp üzerime çullanıyor. Ayağımın nasırında canım [...]

Aşkın posası

Kafası kızdı diye karısını doğrayan, boğazlayan canavarlar da var ya; bunların içinde, bir bedbaht hızını yenememiş, ekmek bıçağı ile doğradığı sevgilisinin kanlı vücudu defnedilmeden, adliye koridorlarında bir nutuk atmış, "Seviyordum, aşıktım, bir gün gülmedim, kavuşamadık birbirimize; hep acı çektim." Şu budala ne sanıyordu acep? Hem aşık olacak, hem de sevincinden göbek mi atacaktı? Vah gidi [...]

İskemle ile konuştum

O bahçeyi ben her zaman görürüm ya, hiç bir zaman bu türlü sakin rastlamamışım. Geçen gün öğle sıcağında uğrarayım dedim. Bir de ne göreyim? Benden başka kimse yok. Ha unutuyordum: Bir de iskemle var. Şimdi gel de iskemle beğen bakalım:  -"Garson, yavrum şunu siliver." Hayır hayır şuraya oturacağım. Ne o, orası daha mı iyi; yok [...]

Bu ne hal hacılar?

Haçtan dönenlerin içinde gözüm öyle birisine takıldı ki, hani bin yıl yaşasam, bir o kadar düşünsem, hacı olacağı aklıma gelmezdi. Bu vesile ile, gazetelerde çıkan diğer fotoğrafları da tetkik ettim. Müslüman okurlarım güncenmesin ama, sonu "a" ile biten en hırpani meslek bile bu kadar kılıksız olmazdı.  Düşünün, 27 bin hacı!.. Bunlar bir devrede Türkiyemizden gidenlerin [...]

Bir sitemkâr okuruma…

Dün elime geçen bir okuyucu mektubu, "Yeni şiirin bir zamanlar tenkit ve müdafasını yapmışken bugün klâsik şiirimizi müdafa" edişime şaşıyor ve bana soruyor: "Geriye doğru bu ne dönüş a Sultanım!" adresi bulunmayan ve imzasını şöyle böyle çıkarabildiğim mektup, hürmetkâr bir ifade taşıdığı ve samimi olduğu için üzerinde duracağım. Bir defa klâsik şiirimizi müdafa etmek diye [...]

Öp arslanım öp

Gazetelerde, İstanbul'a gelen Kore gazisinin, vapurdan iner inmez vatan toprağını öpüşünü gördünüz mü? "Ana Vatan" sözündeki hikmet, şimdi ne güzel ayan oldu, değil mi? Doğduğumuz günden bu tarafa bizim, geçmiş asırlardan bu yana ise milletimizin, kucağında dinlendiği bu toprakta, bizi çeken şey nedir? Bunun yüzde yüz izahını yapamazsınız ki. Vatan bu! Hastalık gibi, elektrik gibi, [...]

Sıra bize mi gelirdi?

Bugün de, asrımızda her an biraz daha azalan, dudaklarda yalnız adı kalan ve içli insanları derde salan "vefa"dan söz açmak istiyorum.  Artık gönüllerde yaşayan bir hatıradan ibaret bulunan "vefa"yı nasıl dile getirelim bilmem ki?... Dostumuz bizi unutuyor. Arkadaşımız bizi unutuyor. Sevgilimiz bizi unutuyor ve biraz garip olacak ama, zaman zaman biz bile kendi kendimizi unutuyoruz.  [...]