Garsonlar kursu

Garsonlar için açılan kursun zaruretini bu memlekette idrak etmeyen ne bir garson, ne bir müşteri var olduğu kanatindeyim. İşte bir misâl: Acele ve telâşlı bir yere yeteşecek gibi sabırsızlık gösteren bir müşteri ile garson arasında geçer:  - Yavrum, bana çok acele bir et yemeği getir!- Liste var beğim, bakın da öyle söyleyin! Hastasının nabzına göre [...]

Tefekkür dediğin

Geçen gün bir gazetede, tefekkür sistemine dair matbu eserinden kimsenin haberi bulunmayan bir zata verilmiş mütefekkir sıfatını okuyunca, aklım, memlekete şarktan geçen çirkin bir tarafımıza takıldı: Ne çok aferin meraklısıyızdır, ne şişirme ve düzme payeler dağıtma hastalığına düşkün insanların biz. Üç günlük bir kalem, hikâyeler kitabı mı neşreder; tanınmış genç hikâyecilerimizden.." olur. Tarihle bunca yıl [...]

Rodrigo ve Diaz Cano’nun Göktepe’lerdeki konseri

Tuşlardan çıkan sesler; sanki salonda uçuşuyor, sanki kuşlar söyleşiyor, sanki bu büyük adam, görüyormuşcasına görmüyordu. Rüştü Şardağ Evvelki gece, İspanya'nın iki modern müzisyenini, biri büyük icrakârlığı, öteki piyano virtüozluğu ve aynı zamanda besteciliği ile meşhur olan iki sanatkârını Göktepe Salonu'nda büyük bir baht eseri olarak dinledik. Üç yaşından beri gözleri görmez olan piyanist Rodrigo ile gitarist [...]

Yanıkoğlan gecesi

Bugün, Karşıyaka'da Yanıkoğlan'ın öksüzleri için tertip edilen geceye bahşedilen, kardeşim Münir Nurettin Selçuk'un ücretsiz, fakat değeri para ile karşılanmaz sesi aziz olsun! Karşıyakalılar, çok sevdikleri bu büyük sanatkârı, kendisine has mütevazı tavrı ile nefes nefese güfte yetiştiren sevgili Niyazi'nin mahzun hatıra dumanları içinden dinleyeceklerdir. Kendi kendini yetiştirmiş ve yarınına hepimizi inandırmış olan Yanıkoğlan, Karşıyaka'nın bülbülüydü. [...]

Süzgün

O çayhanede kış, yazdan çok farklı. Yaz akşamlarının gurup dakikalarını, içtiğiniz halis çayla beraber demlenmenize, dört yanınızı saran o sıkı fıkı kalabalık imkân vermez. Fakat dün gece, soğuklarla beraber, bu yerde bulduğum ılık çeşniyi tarife sığdıramadım. Yeşil kavun sarısı, çini moru çamların ta karşısında yanan ışıkların aski, masalara seyrek bir şekilde yerleşmiş olan insanların yüzlerine [...]

Bir de baktım ki..

İstanbul'da bir gazetenin Moskova ve Kutuplar'a gönderdiği muharriri, henüz yazılarını neşretmeden kızılca kıyamettir koptu. "Bu sırada Moskova'nın müsbet, menfi reklâmı yapılmamalı!" sözü edilen yazıları neşreden gazetenin vatanseverliğinden şüphe edilemeyeceği için hücum hedefini bu yazıların mevsimsizliği teşkil etti. Komünizme karşı, bu menfur ve mel'un sisteme karşı sayıca en fazla fıkrası, makalesi intişar etmiş kimselerden olmama rağmen [...]

Tükür ey tarih!

Dün, Konak önünde, bizim Yaşar meslek aşkıyla bağırıyordu. "Bakın Ekspres'teki, Anadolu'daki resimlere, bakın şu alçakların yaptığına!". Yoldan geçen kalabalık da Kore'deki katl-i âm'ın bu gazetelerin ilk yaprağını dolduran fotoğraflarını adeta nefes darlığı içinde takip ediyorlardı. Komünist denen mahlûkun kaçıncı devirden kalma bir vahşi hayvan nesline mensup olduğu gerçekten üzerinde durulmaya değer bir keyfiyet. Dininiz yok; [...]

Elhamra’daki taksim

Kasdettiğim şey, ne Harbiye'den beriye düşen semtin adı, ne bir maddenin bölüşülmesidir; ben evvelki gece Elhamra Sineması'nda Necdet Varol'un kanunla yaptığı taksimi kastediyorum. Bir kaç defa yazmıştım; "Kanun" denilen alet, ehlinin elinde, konuşkan bir sazdır. Onu düne kadar, piyasaya hakim olan şöhretlerden, bu memleket, öyle şatafatlı ve hatta öyle cafcaflı ve şamatalı dinlemiştir ki, dün, [...]

Komik Başvekil

Tarihte türlü icraatı, çeşitli tavır ve hareketleri yüzünden nam almış Başvekiller, Krallar, Padişahlar, Konsüller devlet adamları vardır.  Meselâ XIV. Louis için, hazinenin bütün gücünü, güzelliği ile meşhur Marie Antoinette uğruna tüketmesinden ve konuşmasındaki salaklıktan kinaye olarak "Aptal Kral" denilmiştir.  Pek çok insanı ağaca bağlatıp katleden Garb kumandanı Haccac'ı hatırlayacaksınız. "Haccac-ı Zalim" adı takılmıştır.  İngilizler çok [...]

Ey Allah’ın kulları

Dün Ankara Palas'ın kenarını dönerken ne zamandır yüzünü görmez olduğum bir dostu selâmlamak arzusu ile şapkamı çıkardığım zaman yeni moda bir selâma karşılaştım. Dostum sol elini -evet sol elini- hafif havaya kaldırdı. Şehadet parmağı ile orta parmağından gayrilerini açmaya bile lüzûm görmeden bana mukabelede bulundu. Acaba beni tanımadı mı? Yoksa bir hareketime mi kırılmıştı? Haydi [...]