Sahne Dilimiz

Kim, nasıl, dilimize bu “sahne dili” tâbirini soktu ise, dilini bal arıları soksun diyesim geliyor. Çünkü “sahne dili” diye boş yere sakat bir görüşü yıllarca bu memlekete yerleştirmeye çalıştık ve Türkçeyi bir ucube şekline bürüyüp sahneye çıkardık. Dilimizin kendi diksiyon ve fonetiğine ait bir meselesi olduğu gibi, bir de kötü melodramatik bünyesi var. Sahne dilinin [...]

Nasıl konuşuyoruz?

“Bir milletin sesini tespit etmek, o milletin, insanlığın fikir hayatındaki davranışını kavramak bakımından büyük önem taşır. Bir milletin sesi, dilsiz gibi görünen tarihi anıtlarının harabelerinden, eski mimarlık eserlerinden, halk ve seçkinlerinin çağırdığı eski türkülerinde, yüzyıllar boyunca uzanmış edebiyatında, halkın ferd ferd bakışında ve büyük olaylar karşısında takınmış olduğu tarihi tavrında gizlidir.” Bertrand Russel Nasıl konuşmak [...]

Ey halk, senin namına…

Muvafakatin kusurları yok mu, elbette var. Fakat köstekli müstakil gazetelerin bugünlerde sütle yıkanmış gibi pirüpâk edip süslediği, allayıp pullayarak halkın oyuna sunduğu muhalefetin de cascavlak hüviyetini gücümüz yettiği ölçüde belirtmeliyiz; tâ ki tarafsızlığımız biline! Kurulduğu ilk günlerde, samimî ve ılık muhabbetimi esirgemediğim muhalefet partimizin bugün düştüğü hangi tezadına dokunayım. “Halk namına” diyerek giderayak düştüğü hangi [...]

Alaturkanın Kaderi

Alaturkanın kaderi, onun meselelerini ortaya dökmedikçe doğru dürüst bir yön tutamayacak vesselâm! Meselelerini çözmek demedim, dikkat edin; çünkü bir defa bu musikinin hangisine ne nisbette Türk musikisi diyebileceğimiz, yıllar süren yazışıma, çığırışıma ve ne yazık bazen de dalaşmalarıma rağmen hâlâ tesbit edilmiş değildir. Hiç şüphe yok ki Neyzen Aziz Dede'nin insanı ye'sin enginine götüren Şedaraban [...]

Atatürk’ün adıyla…

İlk fıkramı senin adınla taçlamak isteyişim, sadece gönüllere sinmiş, dillerde tekrim olan [yüceltilen] adını anmak için değildir. İlk fıkramda olduğu gibi, öteki fıkralarımda da zaten, yolumun Kemalizmin zeval bulmaz [kaldırılamaz] prensipleri olduğu anlaşılacaktı. Fakat sen, yürekten özlediğin ve sağlığında bir kaç defa tecrübesine bile giriştiğin demokrasi havasının, şu intikal rüzgârları içinde namert sesler ve kalemlerle [...]

Divan Edebiyatı

Divan Edebiyatı nedir? Tâ altı yüz yıl önce küçük bir mısra içinde dokunan bir teselli şiiri mi, bir hikmet sedası mı, bir mahrumiyet besteli nağme mi? Koynunda ruh kıvrımlarını, gönül harabelerini, sabır ve vefa şaheserlerini yaşatan beyitler mi? Divan Edebiyatı hep ağlayış olduğuna göre insanoğlunun değişmez hassaslık noktalarını yakalamasını bilmiş bir sır mı? Yani insana [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (6)

Jean Moréas(1856-1910 Moréas’tan Seçmeler Şimdi siz yeniden açacaksınız, Sevimli çiçek bahçeleri.Bir uğultuyla dolacakMezarları koruyan ağaçlar;Eğilecek yere doğru kemerleri. Örtün, güçlü dallarınızı, örtün, Yumuşak bir yeşille ağaçlar.O soğuk güney rüzgârı esene dekO'nun güzelliği daha da artsın diye,Yattığı toprakÖlgün, sarı yapraklarla aydınlanacak * Bu taze genç mezarlıkta,Bir taşa oturmuşum.Vakit gecedir, Susmuş ağaçlar, SusmuşumNe imrenme, ne sızlanış...Her yana serpili çiçeklerle, Dalmışım günün sönüşüne [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (5)

Jean Moréas(1856-1910) Moréas'tan SeçmelerAkıp gidin, Uzaklaşın benden hüzünlü anlarEy öfke, ey pişmanlıkEy beni, birkaç zaman Ölülerimle sarmaş dolaş eden hatıralar.  İncecik patikalar,Çeşmeler, duman duman..Yabani konduların belirsiz ışıkları,Rüzgar sesi, iniş sesi,Kuyu kuyu mağaralar.. Böcekler, tırtıllar, güzel nişanlılar;Karınca gibi çok, Kıpır kıpır olan herşey..Bırakma, kovma beniEy doğa tanrısı, bugün;Ocağına düşmüşüm. * N'etmeli,Gülün kurum satışını n'etmeli?RüzgarYapraklarını savuracak olduktan kelli. N'etmeli,Bu zekâ [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (3)

Jean Moréas(1856-1910) Je viens de mal... Ey gül, kurumlu* gül; Işığın parlak, gerçi şanın yüce;Pırıl pırılsın, tek başına; Yeşil otlardan bir demet içinde.Rahatı dile getiren bir göz gibisin ama, Bir çift acı sözüm var sana: Kuzey kentlerinde başıboş dolaşırkenBir gün, gotik bir kapının duvarına karşı oturmuş,Seyredeceğim seni. Ölüm ve yağmur saçan rüzgârda titrerken Görüneceksin bana, Daha solgun ve hayalsi. Demeyin bana, Söylemeyin, Hayat [...]

Fransız Şiirinden Çeviriler (2)

Jean Moréas(1856-1910) O ma lyre... Ey lirim, kaldıralımBir tabut gibi üstümüzü örten tozu toprağıVazgeç artık, dinleme, Bu koyu koyu ağıtları. Yok yok, yansıtmalısın,Sert acılardan doğma üzgüyü, lir, Yalan olmayanDenizlerin masal kuşu sen değil misin?Ki rahatlıyorsun, Her sızlanışında dalgalardan.  Kasım rüzgârıyla soyut, Duruk bir hüzünle düşünüyorum;Orman kıyısında kurulu bu küçük kasabada.Uzakta, ocak başında yün örer bir ihtiyar, Gecelerden doğma çabada. Ey [...]