Haçtan dönenlerin içinde gözüm öyle birisine takıldı ki, hani bin yıl yaşasam, bir o kadar düşünsem, hacı olacağı aklıma gelmezdi. Bu vesile ile, gazetelerde çıkan diğer fotoğrafları da tetkik ettim. Müslüman okurlarım güncenmesin ama, sonu "a" ile biten en hırpani meslek bile bu kadar kılıksız olmazdı. Düşünün, 27 bin hacı!.. Bunlar bir devrede Türkiyemizden gidenlerin [...]
Etiket: Rüştü Şardağ
Bir sitemkâr okuruma…
Dün elime geçen bir okuyucu mektubu, "Yeni şiirin bir zamanlar tenkit ve müdafasını yapmışken bugün klâsik şiirimizi müdafa" edişime şaşıyor ve bana soruyor: "Geriye doğru bu ne dönüş a Sultanım!" adresi bulunmayan ve imzasını şöyle böyle çıkarabildiğim mektup, hürmetkâr bir ifade taşıdığı ve samimi olduğu için üzerinde duracağım. Bir defa klâsik şiirimizi müdafa etmek diye [...]
Öp arslanım öp
Gazetelerde, İstanbul'a gelen Kore gazisinin, vapurdan iner inmez vatan toprağını öpüşünü gördünüz mü? "Ana Vatan" sözündeki hikmet, şimdi ne güzel ayan oldu, değil mi? Doğduğumuz günden bu tarafa bizim, geçmiş asırlardan bu yana ise milletimizin, kucağında dinlendiği bu toprakta, bizi çeken şey nedir? Bunun yüzde yüz izahını yapamazsınız ki. Vatan bu! Hastalık gibi, elektrik gibi, [...]
Sıra bize mi gelirdi?
Bugün de, asrımızda her an biraz daha azalan, dudaklarda yalnız adı kalan ve içli insanları derde salan "vefa"dan söz açmak istiyorum. Artık gönüllerde yaşayan bir hatıradan ibaret bulunan "vefa"yı nasıl dile getirelim bilmem ki?... Dostumuz bizi unutuyor. Arkadaşımız bizi unutuyor. Sevgilimiz bizi unutuyor ve biraz garip olacak ama, zaman zaman biz bile kendi kendimizi unutuyoruz. [...]
Sessiz bir ölüm
Günlerimizin üstüne yağan çeşitli havadis yağmuru ortasında bunaldığı için mi, yoksa fani insanlara mahsus olan gaflet anlarından birine rastlaması sebebi ile mi neden bilmem Necmettin Sadak'ın ölümü üzerine eğilmekte geciktim. Üç şehir matbuatında, kendi partisininkiler de dahil, çıkan yazıların enformasyon hududunu aşmaması, onun değerini düşürecek bir olay değildir. Türkiye'de çok partili siyasi hayatın başlangıcında ve [...]
Bir gazete ve bir zihniyet
Şimdi siz söyleyin okuyucularım; hak verin bana: Bir adam çıkar da herkesin gözünün önünde açılmış duran bir kapıyı, tokmağından yakalayarak zorla ve zaten açık olduğunu bilmezlikten gelerek "açtım, açıyorum işte" diye beyhude gayretler sarfedersen bu adama ne dersiniz? Bir misafirliğe gitmişsiniz. Faraza, sizin tıka basa yediğinizi tuzlu ve tatlısını da midenize indirdiğinizi gördüğü halde bir [...]
Sevmek
Şimdiye kadar "sevgi"nin tarifleri yapılmıştır. Şiirde, heykelde, nesirde ve tabloda çeşitli ifadesini bulan bu tariflerin hepsi, makbul ve muteberdir şüphesiz… Bilindiği gibi "sevmek", bir varlığa bütün heyecanımızla bağlanmaktır. Kalbinde bu ateşin kıvılcımlarını taşımayan insan, bedbaht insandır. Zira hayatı güzelleştiren bu fani dünyaya renk ve manâ veren şey, "aşk"dan başka nedir?.. Cihan'ı aydınlatan, "güneş"se; beşer ruhunu [...]
Bütün müfteriler okusun
Dün bir dost geldi. "Yahu" dedi, "Her gün bir radyo sütun idare etmek ne demek? Ben bunu iyi bilirim. Şu radyoya geçen himmetlerin yetmezmiş gibi bugün de bütün kabiliyetleri gâh tenkit ederek, gâh takdir ederek uyandırmaya çalışıyorsun. Ama gel gelelim, daha düne kadar sana yakınlık gösterenlerden, çok şeylerini sana borçlu olanlardan bir kısmı bugün hakkında [...]
Tavır meselesi
Birisini kızan dostum, dün birkaç arkadaşımın beraber bulunduğu mecliste dudağını kıvırdı, yüzünü buruş durdu: "Efendim" dedi. "Adamın bir bozuk tarafı var ama, neresi anlayamadım". Sonra ilave etti: - Tamam, tamam, tavrı bozuk! Bozulan şeye taktığı ismi hayran olmamak mümkün değildi. Dikkatle bakılırsa eğer, cemiyetimizde büyük acısını çektiğimiz meselelerden biri de tavırdır. Bir mecliste kalkar, lâf [...]
Bir hayır kurumu için
Bugün Buca Çocuk Esirgeme Kurumu'nun fakir çocuklar için tertup ettiği bir sünnet düğünü var. Beni davet edenlere teşekkür ederim. Bu sütunlarda bir defasında belirtmiştim: Bizde hayır maksadıyla kurulan derneklerin sayısı seksen altıdır ve yıllardan beri bir ikisi müstesna, bu derneklerin çoğu hayra mı, şerre mi alet oldu pek bilmem ama, bildiğim tek şey, içtimaî adalet [...]
