Üç bedbaht

Dün sabah, masamda bulduğum gazetelere göz gezdirirken bizimkinde okuduğum bir yazı ile gönlüme doğru iki damla gözyaşını hazin hazin akıttım. Kore’de bulunan bir gazi subayımızın hanımı, kocasının şehit haberini alınca mahkemeden boşanma kararı almış ve başka birisi ile evlenmiş. 

Dün, yeni kocasıyla kolkola Amerikan gemisinden inen gazilerimizi görmek için Cumhuriyet meydanına gelmiş. Bu sırada eşinin sevgisi ve hasreti içinde, elindeki dürbünle seyirci kalabalığını tarayan gazi subayımız, yani karısının boşandığından haberi olmayan zavallı koca, müthiş alâka bu, hemen karısını rıhtımda görüyor, eşyalarını bıraktığı gibi koşa koşa karısını kucaklamaya geliyor. Vaziyeti anlayan bir mahalleli komşusu kendisini önleyerek “Metin ol!” diyor, “Karın başka biri ile evli. Anacığın orada. Bak o da seni ölmüş biliyordu. Onun yanına git!” Bu sırada eski kocasını gören kadın düşüp bayılıyor. Şimdi belki de biraz aceleci davranan kadının yeni kocasını düşünün, ne günahı vardır? Kendi sebep olmadığı bir facianın azabını, içli bir adamsa eğer, ömrünün sonuna kadar duyacaktır. Kadını, asıl zaruretler, yalnız kalmanın verdiği nasıl mahzurlar evlenmeye sevketmiştir? Ama bu hakikat belki onu mahşere kadar sürecek bir kederin içine atacaktır. Ortada üç bedbaht var ki, üçüncüsü Kore’den eli boş dönen gazi subaydır. Hülâsa ne tarafından bakılsa acı. 


Şardağ, R. (1953, Eylül 9). Günübirlik/Üç bedbaht. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın