Teselli

İki arkadaş, caddeden giderken birden gözlerimiz, bir erkek güzeli delikanlı ile bize göre feci denecek kadar çirkin bir kıza takıldı. Fakat kızdan ziyade delikanlının uçacakmış gibi hali dikkatten kaçmıyordu. Oğlan, kızın koluna koparırcasına bir asılış asılmış ki.. İçini adeta göz bebeklerine toplamış, göz bebeklerini de kızın gözlerine bırakmış gitmiş. 

Şu zannımız kadar güzel bir şey var mı? Kendi o esnada dünyanın en güzel kızı ile yan yana sanan bu mesut delikanlı, sanki Aynştayn’ın tatbik ettiği izafet nazariyesine bir başka yoldan örnek oluyor. Karşımızdakine saatlerce kendimizi anlatırız; candan dinlenildiğimizi zannederek. Hizmet ederiz; taktir edildiğimizi zannederek. Hulus çakarız; yutturduğumuzu zannederek. Hayatın ne güzel bir teselli tarafını bulmuşuz. Bu zannetmekten ibaret felsefenin unutulmaz bir misaline geçen gün mahalleden geçen Ali Baba ile bir kere daha şahit oldum.

– Yaramazlık eden çocukları korkutuyorum!

Sakalı göbeğinde bir ihtiyar, elinde de bir sepet, sokağımızdan geçerken durdurdum ve sordum:

– Müşteri çıkıyor mu bari?

– Ee beyim, çocuklarını korkutan tek tük çıkıyor, beş on kuruş alıyoruz. Bizim yaptığımız aslına bakarsan beyim, kendimizi aldatmak! Bir iş yapıyoruz diye avunup gidiyoruz işte.

Ne denir? Teselli!


Şardağ, R. (1953, Kasım 11). Günübirlik/. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın