İstanbul konservatuvarındaki Türk musiki bölümünün icra heyetini dolduran tanınmış sanatkarlar toptan istifa ettiler. Sebep şu: İcra heyetine mensup solistlerin radyo ve konservatuvardan başka hiç bir yerde (yani piyasada) çalışmamaları prensibini İstanbul Belediye Reisi ve Belediye Meclisi'nin kaldırması. Sinirlerinin çok kuvvetli olduğunu iyi bildiğimiz, zekâsındaki kıvraklığa da hayran olduğumuz İstanbul Belediye Reisi Sayın Gökay'ın musiki mevzuundaki [...]
Ay: Mart 2026
Tiksininceye kadar…
Öyle sanıyorum ki, bundan 10 sene önce Ulus'un edebiyat sayfasında naçiz kalemimizle ortaya attığımız "Piyasa romancıları" yazısından kalan tek hatıra "Piyasa" sözü oldu. O günden beri kalem adamlarımızın dillerinde sık sık gezen kalemlerine dolanan bu sözün musikide ilk ortaya atıldığı tarih ne zamandır bilmem, fakat bütün dünyada olduğu gibi bir piyasa edebiyatı, piyasa musikisi, piyasa [...]
Tut kelin perçeminden
Ankara'da bir devlet konservatuvarı vardır. Orada, opera ve enstrüman kısımlarına devam edenlere bu musikinin nazari tarihi ve deha hatlarına ulaşmış olan kıymetleri öğretilir. Bu miyanda monofon devirlerin tok ses üstatlarına büyük yer ayrılır. Ama gelin görün ki klâsik ve halk musikimizin, yani bizim musikinin tarihi ve dahileri öğretilmez. Bu ne acı tezattır? "Efendim, klâsik Türk [...]
Belden aşağısı
Geçen gün sinemalarımızdan birinde geçen, hayli önemlice bir müşahedem, şu satırları bir araya getirmeme sebep oldu. Aşk hislerinin iki genç aşıkın dudaklarında teksif edildiği bir sırada şeritlerin cansız hayallerine doğru bir uğultu sulu ve tükürülecek iğrençlikle karışık bir iki ses yükselince yanımdaki zat dayanamayıp birinin saçlarından yakaladı: "Sus! Allah kahretsin, sus!". Adam bu beklenmedik darbe [...]
Hasretimiz
Garp musikisi hayatı, dinamizmi, histen ziyade aklın hükmü altında bulunan zevkleri, renk, nağme ve türlü yaşama sevinç ve hüzünlerini ifade eder. Çokseslidir. Bir anda yani lahzada bahar bahçelerinde şakıyan bin çeşit kuş misali terennümlere başlar. İnsanın iç, fakat daha ziyade dış; fert, fakat daha ziyade cemiyet halindeki dalgalanışını hikâye eder. Bu tekniği bilen, onun derinliğine [...]
1954’ün eşiğinde
Yeni bir yıla gireceğimiz günün sabahında, gözlerimizi her günkü tabiilikle açsak bile, bugünün akşamında bir zihin hesaplaşmasına baş vurmadan edebilir miyiz? Ne günlerdi o günler? Dost bilmiş, sitem görmüşüz. İyilik bulmuş, vefasızlık etmişiz. Kırılmanın acısını sanki yüzlerinde okumamız mümkünmüş gibi, kırdıklarımızın bize karşı değişmeyen nazik tavırlarına bakıp keyif çatmışız. Bir eserin temel taşları arasına hiç [...]
Ankara’da Kozanoğlu ile barış
En acı tenkitlerimi kendisine tevcih ederken bile sazındaki icra kabiliyetini taktirle andığım Kozanoğlu'ndan bu seferki Ankara seyahatimde bir barış ve dostluk havası içinde ayrıldım. Çok sert ve doz bakımından çok acı olan bu yazılarda bütün hedefim, mazide iyi günler görmüş olan Ankara Radyosu'nu son yıllarda içine düştüğü perişanlıktan kurtulmuş görmekten ibaretti. Hele bu şerefli mazide [...]
Ankara Radyosu’nda dersler
"Beni derslere, alnı açık ve çekinmeden davet eden radyo idaresi, genç ve enerjik müdürlerinin de alâkasıyla derin bir intibah içindedir. Her girdiğim dersten büyük bir huzur içinde ayrıldım." İş başına geçtiği günden bu tarafa, Ankara Radyosu'nda esaslı bir ıslahat hareketine girişen ve genç olmaktan başka hiç bir eksiği bulunmayan radyo müdürü Münir Bekman, bu sefer [...]
Ankara Radyosu’nda dersler
Temennilerimiz birer birer gerçekleşiyor Bir zamanlar memlekette akademik bir mektep vazifesi görürken sonradan büyük bir sanat perişanlığı içine yuvarlanan Ankara Radyosu hakkında, bu sütunlarda okuduğunuz tenkit yazılarının tarihi çok eski değildir. Basın Yayın Umum Müdürü olan arkadaşıma, keza Ankara Radyosu'nun yeni müdürüne yazdığım açık mektupları dolduran ve oldukça acı bir ifade ile kaleme alınmış bulunan [...]
Fransa’da 12. tur
Fransızların, Cumhurreislerini seçmek için bir haftadan fazla bir zamandır tekrar ettikleri turlar nihayet neticelenmiş, bu kadar vakit, devlet reislerinden mahrum kalan dost millet, meseleyi halletmiştir. Bizim gibi uzun zaman tek parti ile idare edilmiş bir memleket için bu hal garipsenecek bir durum arzediyor. Nitekim, yine basında rastladığımız endişe alâmetleri düşüncemizi haklı çıkaracak derecededir. Gerçi bu [...]
