Eski dostlarımızdan, değerli müzisyen Adnan Saygun, iki yüz yıldır çiğnenen sakızı bir kez daha çiğnedi. "- Türk musikisi diye bir şey yok, bu adla dinlenilen müzik, çağını yitirmiş Osmanlı müziğidir." Osmanlının evinde otururuz. Caddelerinde, kentlerinde dolaşırız. Dünya cenneti "İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" diyen şair gibi bu mavi meltemler, henüz yazılamamış şiirler ülkesini tadımlarız. Sonra bütün [...]
Kategori: Musiki içerikli yazıları
Eurovizyonda sıfır…
Hakkımız sıfır mıydı? Sonucu, haksız bulabilirsiniz. Hatta, “Kıbrıs Rum temsilcisi olan o tipsiz ve renksiz kızdan da mı geride olacaktık?” dersiniz. Ne olurdu efendim, yirminci, hatta onsekiz ve onbeşinci olsak ne olurdu? Yıllardır kapılarını aşındırdığımız dünya Eurovizyon yarışmasına, bizler, hep birincilik hülyasıyla gidip sonuncu olup dönmüyor muyuz? Geçen yılki şarkımızın ortalarda bir yere oturması, bize [...]
Maksim’de fasıl…
Birkaç ay önceydi. Aziz bir dostla, Maksim’de, fasıl dinledik. İcra edilen eserlerin, seslerin ve oluşturulan düzenin hayranı kaldık. Türk musikisini, sahnelerimizin baştacı yapan iki kişi, Fahrettin Aslan ve Osman Kavran dostlarımdır. Gece yaşantım olmadığından vaktim olmazdı gitmeye. Ama yakın dostum, “Gel gidelim, Şardağ” deyince yürekten benimsedim. Yetmiş yaşın işbitmişliğine rağmen Maksim’e girdik. Fasıldan dağılıp gönüllerle birlikte [...]
Muzaffer İlkar ve VEFA…
Muzaffer İlkar(1910-1987)Radyo, 2/7/1945, 43: 15 Rahmete kavuşan sevgili Muzaffer İlkar’ın, ağır hastalığı günlerinde bile Türkiye radyolarıyla televizyonlarından, eserleri ve adı duyulmaz olmuştu. Klasik tavra dayalı eserler vermemiş olsa bile, çağdaş Türk sanat müziğinde adını gönüllerimizin ince telleri üzerine kaydettirecek güzel şarkıları vardı, O’nun. Muzaffer’i unutmanın, kendisini, yakınlarını ve sevgili, vefalı torununu üzecek bir yanı olmasın [...]
Alaturkanın Kaderi
Alaturkanın kaderi, onun meselelerini ortaya dökmedikçe doğru dürüst bir yön tutamayacak vesselâm! Meselelerini çözmek demedim, dikkat edin; çünkü bir defa bu musikinin hangisine ne nisbette Türk musikisi diyebileceğimiz, yıllar süren yazışıma, çığırışıma ve ne yazık bazen de dalaşmalarıma rağmen hâlâ tesbit edilmiş değildir. Hiç şüphe yok ki Neyzen Aziz Dede'nin insanı ye'sin enginine götüren Şedaraban [...]
Türk Musikisi
"Avrupa tekniğiyle düzenlenip içine fakirin kıçındaki yamalar gibi, bir Dede'den, bir Emrah'tan ritmler yapıştırmakla Türk musikisine ulaşılmaz ve bu ürünlere Türk musikisi damgasını vuranlar kendilerini bir zaman için oyalayabilirler; o kadar." Rüştü Şardağ Genç Tanzimatçılarda ve onları, batı edebiyatı doğrultusunda daha ileri uca vardıran Servet-i Fünûn romancılarında, -Mithat Efendi'nin açtığı popüler yolu görmezsek- alaturka saz çalan [...]
Radyomuz Hakkındaki Düşünceler
Mesuliyetli millî ve milletlerarası şerefimizle alâkadar her iş gibi, radyonun da devlet eline geçtikten sonra büyük tekâmüllere doğru yol alması şüphesiz hepimizi sevindiriyor. Nitekim bu sevmelerimizi yer yer yapılan tenkitlerle ifade etmeye, bir çok vesilelerle anlatmaya çalışıyoruz. Radyonun her şeyden önce bir dinleyicisi sıfatıyla bizim de bazı düşüncelerimiz olabilir ki bunların izharı -sadece eksik noktaları [...]
İşte Gitti-Sadettin Arel
Hüseyin Sadettin Arel (22.1.1878 - 6.5.1955)[Musiki Mecmuası, 249: 500] Bir gün bu topraklarda Arel okulu gür bir feyizle fidanlarını sürecektir. Ama belki on sene belki yarım asır geç kalarak, Yazıklar olsun! RÜŞTÜ ŞARDAĞ Az mı yazdık? İkaz ederek, izah ederek, tenkid ederek ve nihayet, “Efendiler, bu adamların bir ayakları çukurda, toplayın şunları” diye haykırarak az [...]
Radyolarımızda Türkçe Sefaleti
İzmirlilerin dediği gibi "Avara kasnak mı çeviriyoruz?"* anlamadık. RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ben Ankara Radyosu'ndan cevap değil, devirdikleri çamların düzeltilmesini bekliyorum. Kardeşim Alyot, Cevdet Kozanoğlu(1896-1986) Ben sana, başında aziz bir dostum bulunduğu Radyo dairesinden şikayette bulunmamak için çok bekledim. Gelgelelim, dokuz sayı beklemek suretiyle verdiğim fırsat ve imkâna da kulak asılmamıştır. Ankara Radyosu'nda Cevdet Kozanoğlu'nun idaresindeki seviyesi hırpalanan [...]
Basın Yayın Umum Müdürüne Açık Mektup
Cevdet Kozanoğlu(1896-1986) Kozanoğlu diyor ki: "Ne diyeyim bilmem ki.. Rüştü Şardağ kuvvetli bir kalem adamıdır. İstediğini yazmakta hürdür. Beni gıyaben olduğu kadar şahsen de tanısa böyle tarizkâr olmazdı." Biz diyoruz ki: Cevdet Kozanoğlu teknik çalan cidden kıymetli bir udi ve muhterem bir solisttir. Amma birbirimize iltifatı bırakalım da sadede gelelim: Ankara mümessilimiz Remzi Akansel, "Ankara [...]
