- Ne oynayalım?.- Kafakarış.- Daire daha iyi.- Daire, daire...- Haydi öyle ise Hasan, çizedur daireyi. Bir sonbahar günü yağmurun dinmesinden istifade eden mahallenin hemen bütün çocukları meydanlığa koşuşmuşlar, hepsi de ellerindeki zıpzıplarını şıkırdata şıkırdata oyuna koyulmuşlardı. Bunlardan üç kişilik bir küme de daire oynuyordu. Bu üç kişiden bir inhisar (tekel) müdürünü oğlu Yekta idi. Öteki [...]
Kategori: Genel
İhtiyarlık
Şu kelime haline gelmiş vücuda, hayatın ezelî bir nasip gibi taktığı acı ve sızlatıcı fakat gerçek bir isim var: İhtiyarlık.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Gün batarken, güneşin bağrını kaplıyan kül rengi bulutlar gibi yeşil gözlerine çöken sisli morartı, onda da artık bir akşamın doğuşunu duyuruyor bize. Yaşı kaç bilmiyorum. Hem onu anlamıya ne lüzum var?. Yılların seller ve [...]
Kahraman Türk
Fâni bir beden çalısı üstünde sallanan şu bir külçe kemik yumrusu başta, güzel ve haklı olan için bir iman yangını tutuşturamıyacak kadar ateş yoksulluğu varsa, insaniyetin de iflâs borusu ötmüş demektir. RÜŞTÜ ŞARDAĞ "Bir milletin karakteri, fikir ve sanat eserlerinde akis bulmalıdır." nazariyesine uyarsak, bizde, sanat eserlerinin özcüğü diyebileceğimiz zübdesi, kahramanlık üzerinde toplanmak lâzımgelir. Saint Simon'un [...]
Çavuşlar, ağalar ve dedelerin ışığındaki Türk musikisi
Neslimizi; Arif Bey'den önceki şarkılara ve Çavuşlar, Ağalar ve Dedelerin ışığında tetkik edilecek Türk musikisine doğru eğmeliyiz. Çünkü hâlâ sırtı yere gelmez besteler, çünkü hâlâ tarihin devirlerini tabaka tabaka yarıp, beşerî bir kıymet halinde ebedîliğe doğru akıp giden eserler oradadır.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Edebiyat, heykel, musiki ve resim neden insanlığın tarihi ile yaşıttır? Çünkü adam evlâdı zaman [...]
Halk şiirlerinde vatan duygusu (IV)
Padişah devri.. Zaferlerin birbirlerini takip ettiği, fakat felâketlere de ölçü olmıyan devir.. Tek insan arzusunun putlaştırıldığı asırlar.. Git gide sükuta başlıyan, düşen kırılan imparatorluğun haysiyeti.. Halk şairi, bazan bu vatan üstünde geçen hâdiseleri ne yaman tespit eder. Şair mağlûbiyetli muharebe yıllarına şahit olmuştur. Kimbilir hangi korkak veya mütecennin (deli) hükümdar sarayına kapanmış, hâdiselere karşı gözleri [...]
İki yeni kitap
Zuhurî Danışman (1902-1972) Elimde bir kitap duruyor; Ankara üçüncü orta okul müdürü Zuhûri Danışman'ın "Bir Muallim Konuşuyor" adlı eseri. İkinci cildini de sonradan neşredeceğini haber veren müellif bu ilk eserinde yeni bir hatıratçı vuzuhiyle karşımıza çıkmıştır. Reel dünyadan alınmış ve hayal kanevasıtaslağı içinde düzene sokulmuş telif pek çok eserler yazılmış olmasına rağmen Ahmet Rasim'den beri [...]
Bir borç hikayesi
- Koca karının haberi olmaz mı dersin?- Yok canım, nereden olacak?- Hemen bugün başlıyalım mı?- Öyle ya! Hazır bugün Üsküdar'da pazar var. Şemsi ile Duman Ali arasında geçen bu konuşmalar kahvedekiler üzerinde bir şüphe uyandırmış olacak ki yavaş yavaş gözler onlara doğru döndü. Bazısı iskemlesini çevirdi. Bunu hisseden Şemsi, vaziyeti göz kaş arasında Duman Ali'ye [...]
Halk şiirinde aşk
Aşk, halk edebiyatında dar bir alanda sıkışmış değildir. Şairi onu, her an renk renk çiçekler açan, insan ruhuna uygun bir zenginlik içinde işler durur. Rüştü şardağ Nice yüzyıllardanberi, Anadolu, sağır kulaklar ve görmez gözler için karanlık bir ülke sanılırken toprak, çiçek, ağaç, kuş, bulut, dağ, gönül ve her türlü güzellik uğrunda söylenmiş sayısız türküler orada yaşayanları [...]
Trende mukabele
İlk bakışta insanı üzerinde durduracak bir tarafı yok gibi idi. Tren Pendiği geçip de Ankara yolunda bir hayli ilerlemeye başlayınca kompartımana çöken sessizliği yırtmak ve her seyehatte âdet olduğu üzere nereli olduğumuzu, nereden gelip nereye gittiğimizi, ne iş yaptığımızı biribirimize sormak lüzumunu duyduk. Trene bindiğim andanberi hiç de beni alâkalandırmayan kadın şimdi gözlerimi kendinden tarafa [...]
Üç tekerlerli bisiklet
- Buranın kapısı nerede yahu?... - Ne istiyorsun babalık, dur bakalım, camlara sürünüp durma! Oğuncaya kadar kollarımız koptu zaten.. - Canım yemek yiyeceğiz, uzun etme işte. Garsonlar yarı hayret, yarı gülme ile karışık bir bakışla ihtiyarı iyice süzdükten sonra kapıyı açtılar. O, bir elinde ucu sivri bir değnek, bir elinde de çıkın hırpani kılığiyle içeri [...]
