Bugünlerde habire bir basın balosudur, söylenip gidiyor. Eğri büğrü, acaip bir adam olduğum için doğrusu dans bakımından baloların pek tadını çıkaramam. Çok kere de balo dönüşü mahzun olurum. Bir aralık, gelip geçmiş baloların ve yeni basın balosunun hayaline mi dalmışım nedir, dün, sabahtan akşama dek balo dedim, başka bir şey demedim. Kelimenin aslı nereden geliyor [...]
Kategori: Yaşam
Bozuk
Bir toplantının, daha evvelki hususî sohbeti içindeyiz. Dört, beş arkadaş arasında rast gele birine saati soruyorum: -Benim ki bozuk canım.-Seninki? Bir baksana?-Evde unutmuşum; ama zaten güvenilmez de, bozuk.-Ya seninki?-Ayarı bozuk! O gün, günlerden Cumartesi de değil mi sana! Haydi, pazarın şakacı fıkrasını çıkarayım bari dedim. Nasıl söyleyeyim, zamanımızda bozulmayan bir şey kalmadı ki… Birlikte çarşıya [...]
Anti demokratik
Şimdi benim, siyasetle, hele onun gündeliği ile meşgul olmadığımı bilmeyenleriniz varsa, “tamam” diyeceklerdir; “şu mahut kanunlardan bahsediyor.” Ama, her tarafı siyaset ve havadisle dolu olan gazetelerimizin bazı köşeleri olsun hafif dozda yazılara muhtaç olduğundan, ara sıra, benim gibi gevezelikle karışık notlar sıralamak hiç de fena değil. Bakın, biz şu Anti Demokratik sözünü, hep siyasetle beraber [...]
Yüz
Şimdi, şu “yüz” kelimesini görünce ilk defa aklınıza ne gelir bilmem ki… Eğer insanların yüzü gelirse, şaşarım doğrusu. Bu yüze bakılacak cesaret ve istek mi kaldı? Adam kalkar, altmışına basan yaşıyla on yaşında bir kız çocuğunu kirletir, işin tuhafı, taşıdığı yüz, insan yüzüdür. Bu kuruntu yüzünden karısını iri ekmek bıçağıyla doğrar; yüzü, bizim yüzümüzdür. Ekmeğe, [...]
İrfana açılan kapılar
Evlâtlarını nura boğulmuş görmek isteyen ana ve babalar için, dünden itibaren okulların kapıları irfana açılmış bulunuyor. Terbiyeci A. Vinet’in haklı olarak söylediği gibi “başlarının içi bilgi ile teçhiz edilmiş insanların, bunun aksi olan kimselere karşı öyle bir imtiyazı ve üstünlüğü vardır ki, bu üstünlüğün yeri, hukuk kitapları ve kanunlar değil, fakat o memleket insanlarının idrakidir.” [...]
Düttürü düt…
Dokuz Eylül akşamı Mithat Paşa sanat okulu istikametinden gelen yirmi, otuz izci çocuğumuzun borazan seslerini, trampet vuruşlarını görünce düşündüm: Biz izcilikten dahi ne istediğimizi, ne beklediğimizi anlamış veya anlatabilmiş miyiz? Millî Eğitim Bakanlığı'nın bir takım talimatname, yeni adı ile, yönetmelik çıkarmasına rağmen durum aydınlanmış değildir. Değildir; çünkü eğer ortada bir vuzuh olsaydı yıllardan beri izci [...]
Ya biz bir şey vermeyecek miyiz?
İzmir'de Nato'nun karargâh kurması hiç şüphe yok ki hükümet için bir başarı, İzmirliler için de bir talih eseridir. Matbuatımız bunu günlerdir lâyıkı veçhile açıklamış bulunuyor. Fakat meselenin benim naçiz görüşüme göre bir tarafı daha var: Onların bize katacakları politik sosyal kıymetler yanında biz de kendilerini boş bırakmayacak, yer yüzünde yalnız Türk’e mahsus olan beşeri cevherlerimizi [...]
Tombul
Dün akşam günün batışı mı güzeldi, benim içimde bir ezginlik mi vardı bilmiyorum, oturduğum kır bahçesindeki iskemleye çöktükçe çöktüm. Önümde küçücük bir havuz, fıskiyesi hafif şıpırtılarla sularını tekrar geriye verirken sathında beliren dalgacıklar duygularımda adeta nakışlar işliyor. Haşim'in iki mısrağını içimden aldığı kuvvetle dudaklarım tekrarlıyor: “Bir Acem bahçesi bir seccadeDolduran havzı ateşten bade” Tam bu [...]
Çabalama kaptan
Evvelki gece İzmir limanında, Konak ile İnciraltı arasında işleyen bir vapur, İnciraltı'na yaklaşırken, Reşadiye açıklarında durdu. “Efendim, durur ya, bir arıza olmuştur” denilebilir. Fakat bizim vapurumuz, durmadı, oturdu. Oturdu dediysem, karaya oturdu. “Olabilir” diyecek misiniz yine bilmem. Hâlâ bu işi ehemmiyete almıyorsanız haber vereyim: Vapur karaya değil, şapa oturdu. Nasıl mı? Basbayağı! Bu yollarda yüzlerce [...]
Circo Medrano
Medrano sirkinin şehrimize yapıştırdığı afişleri gördünüz mü? Sanki müşterilerini sadece İtalyanlardan temin edecekmiş gibi, “Circo Medrano” diye başlamış… İtalyanca devam etmiş, gitmiş… Kendilerine bir hayli dövizimizi bırakacak kadar cömert davrandığımız bu cambazlar gurubu, “senin olsun paran” der gibi, Türklerin hâkim olduğu bir ülkenin duvarlarını saygısız kâğıt afişleriyle dolduruyor. Neden bunu yaparlar? Eğer her dildeki müşterilerini [...]
