Yerden göğe dek haklı

Dün ve bundan bir hafta evvel, İzmir yüksek tahsil gençliğine mensup birkaç genç arkadaşım, yeni dertlerini döktüler: Lokalsizlik. Bu arada İzmir Halkevi binasının, millî kültür, fikir ve sanat hareketleri bakımından faydalanacakları bir yer haline getirilmesi fikrini savunmamı istediler. Siyasi yazı yazmaya kanuni durumum müsait olmakla beraber, konularımı siyaset dışı seçmeyi prensip edinmeme, onların halkevi gibi, [...]

Amerika’ya gidiyor

Şimdi siz belki de, sineklerin kanatlarında mikrop olup olmadığını tetkik için veya Amerika'da insanlar caddenin sağından mı, solundan mı giderler; bunu görmek maksadiyle bir takım heyetleri, devlet babadan aldıkları ödeneklerle Amerika yolunu tuttuklarını sanacaksınız. Hülasa III. Selim’den beri, öğrenile öğrenile, cıcığı çıkması lâzım gelen garptan ve onbeş senedir her tarafını aşındırıp posasını çıkardığımız yeni dünyadan [...]

Balo

Bugünlerde habire bir basın balosudur, söylenip gidiyor. Eğri büğrü, acaip bir adam olduğum için doğrusu dans bakımından baloların pek tadını çıkaramam. Çok kere de balo dönüşü mahzun olurum. Bir aralık, gelip geçmiş baloların ve yeni basın balosunun hayaline mi dalmışım nedir, dün, sabahtan akşama dek balo dedim, başka bir şey demedim. Kelimenin aslı nereden geliyor [...]

Bozuk

Bir toplantının, daha evvelki hususî sohbeti içindeyiz. Dört, beş arkadaş arasında rast gele birine saati soruyorum: -Benim ki bozuk canım.-Seninki? Bir baksana?-Evde unutmuşum; ama zaten güvenilmez de, bozuk.-Ya seninki?-Ayarı bozuk! O gün, günlerden Cumartesi de değil mi sana! Haydi, pazarın şakacı fıkrasını çıkarayım bari dedim. Nasıl söyleyeyim, zamanımızda bozulmayan bir şey kalmadı ki… Birlikte çarşıya [...]

Anti demokratik

Şimdi benim, siyasetle, hele onun gündeliği ile meşgul olmadığımı bilmeyenleriniz varsa, “tamam” diyeceklerdir; “şu mahut kanunlardan bahsediyor.” Ama, her tarafı siyaset ve havadisle dolu olan gazetelerimizin bazı köşeleri olsun hafif dozda yazılara muhtaç olduğundan, ara sıra, benim gibi gevezelikle karışık notlar sıralamak hiç de fena değil. Bakın, biz şu Anti Demokratik sözünü, hep siyasetle beraber [...]

Yüz

Şimdi, şu “yüz” kelimesini görünce ilk defa aklınıza ne gelir bilmem ki… Eğer insanların yüzü gelirse, şaşarım doğrusu. Bu yüze bakılacak cesaret ve istek mi kaldı? Adam kalkar, altmışına basan yaşıyla on yaşında bir kız çocuğunu kirletir, işin tuhafı, taşıdığı yüz, insan yüzüdür. Bu kuruntu yüzünden karısını iri ekmek bıçağıyla doğrar; yüzü, bizim yüzümüzdür. Ekmeğe, [...]

İrfana açılan kapılar

Evlâtlarını nura boğulmuş görmek isteyen ana ve babalar için, dünden itibaren okulların kapıları irfana açılmış bulunuyor. Terbiyeci A. Vinet’in haklı olarak söylediği gibi “başlarının içi bilgi ile teçhiz edilmiş insanların, bunun aksi olan kimselere karşı öyle bir imtiyazı ve üstünlüğü vardır ki, bu üstünlüğün yeri, hukuk kitapları ve kanunlar değil, fakat o memleket insanlarının idrakidir.” [...]

Düttürü düt…

Dokuz Eylül akşamı Mithat Paşa sanat okulu istikametinden gelen yirmi, otuz izci çocuğumuzun borazan seslerini, trampet vuruşlarını görünce düşündüm: Biz izcilikten dahi ne istediğimizi, ne beklediğimizi anlamış veya anlatabilmiş miyiz? Millî Eğitim Bakanlığı'nın bir takım talimatname, yeni adı ile, yönetmelik çıkarmasına rağmen durum aydınlanmış değildir. Değildir; çünkü eğer ortada bir vuzuh olsaydı yıllardan beri izci [...]

Ya biz bir şey vermeyecek miyiz?

İzmir'de Nato'nun karargâh kurması hiç şüphe yok ki hükümet için bir başarı, İzmirliler için de bir talih eseridir. Matbuatımız bunu günlerdir lâyıkı veçhile açıklamış bulunuyor. Fakat meselenin benim naçiz görüşüme göre bir tarafı daha var: Onların bize katacakları politik sosyal kıymetler yanında biz de kendilerini boş bırakmayacak, yer yüzünde yalnız Türk’e mahsus olan beşeri cevherlerimizi [...]

Tombul

Dün akşam günün batışı mı güzeldi, benim içimde bir ezginlik mi vardı bilmiyorum, oturduğum kır bahçesindeki iskemleye çöktükçe çöktüm. Önümde küçücük bir havuz, fıskiyesi hafif şıpırtılarla sularını tekrar geriye verirken sathında beliren dalgacıklar duygularımda adeta nakışlar işliyor. Haşim'in iki mısrağını içimden aldığı kuvvetle dudaklarım tekrarlıyor: “Bir Acem bahçesi bir seccadeDolduran havzı ateşten bade” Tam bu [...]