Musikimizde sesler

Çene sesine halâ itibar edenler musikimizi tanımayanlardır Türk musikisinin klâsik dediğimiz dalı ile halk müziğinde teganni ederken çıkarılan sesleri, bizde, pratik olarak dörde ayırmışlardır: Gırtlak-hançere sesi-kafa sesi-çene sesi gibi. Göğüs sesi deyince, şöyle bir sual akla gelebilir: Kuvvetini göğüsten almayan ses var mıdır? Şüphesiz ki yok. Küçük kan damarcıklarının hayat taşıdığı iki mühim uzvumuz içinde, [...]

Kemanî Reşat Bey’e ait meraklı bir hatıra

Yedi sekiz sene evveline kadar memleketimizin en değerli keman üstadı rahmetli Reşat Erer idi. Eski İstanbul Radyosu ile Ankara Radyosu'nun ilk açıldığı günlerde bu istasyonların neşriyatını takip edenler onu gayet iyi tanırlar. Büyük bestecilerimizden merhum Yusuf Paşa'nın torunu olan Reşat Bey, dedesinden tevarüs ettiği yüksek sanat kabiliyetini Darülelhan'da kemale getirmiş Rauf Yekta Bey ve emsali [...]

Yeşil’e övgü

Dün bahar mı ona, o mu bahara karıştı, yoksa ben mi hülyama dolandım; anlayamadım. İlk yaza gidebilmelerini kutlamak için kırlara taşanlara imrenerek bir dostla telâki (buluşma) zarureti içinde, önü çayırlığa bakan bir kahvede oturmuş, dışarıyı seyrederken tâ karşımda, güneşin sıcağına katlanmak istemeyen yirmi beşini aşkın bir tazenin yeşil robu gözlerimi oyaladı. Sol eliyle yeşillere bürünmüş [...]

Külhanbeye hasret

İngiltere'de bir deli binbaşı varmış. Bir büyük köprünün altından ahalinin şaşkınlığına, korkmasına bakmadan vire geçip durmuş. Halk, "Ne oldu bu adama? Kimdir bu? Ne günlere kaldık?" derken, öğrenmişler ki bu adam, deli lakabıyla anılan meşhur tayyarecidir.  Bir kahramanlık mı yaptığı? Sanmıyorum. Çoluk çocuğu, hamile kadınları, bir sürü masum yavruları keyfî bir kapris ve afi uğruna [...]

Dev romancıyı uğurladık

Dün şehrimize gelip Bergama'yı ziyaret eden ve akşam Atina'ya hareket eden İngiliz romancısı Somerset Maugham'ın daha fazla kalmamasına, roman sanatı ve kendi sanatı hakkında aydınlığa götüren görüşlerinden faydalanmayışımıza yandım. Onu küçücük bir sütun içinde belli başlı hatlarıyla -mümkün olabildiği kadar- anlatmaya çalışacağım. Ama hemen başta söyleyeyim ki bir sanatkârı en iyi tanıtan yazı, bizzat kendi [...]

Millî Eğitim mevzuunda…

Yeni Millî Eğitim Vekili olan muhterem profesör Rıfkı Salim Bey, verdiği beyanatında Millî Eğitim sistemimize canlı bir iki çizgiyle temas edip geçti; mahir ressamın fırçasıyla şöyle dokunması kabilinden. Ama bu işaretlerin kuvvetli bir projektör mahiyeti var. Bunu da söyleyelim. Gerçek odur ki Türkiye'de, çeyrek asırdan beri gelen türlü nazarî ve hatta tatbikî görüşlere rağmen tedrisat [...]

Todoraki

Bazı Yunanlılar, Yunanlı dostlar demiyorum; zira her gün soluk soluğa olduklarımızdan bile günün birinde darbe yediğimiz vaki, nerede kaldı ki -evet, bazı Yunanlı gazeteciler, Fatih'i, beşyüz sene sonra ilk defa anacağız diye hiddete kapılmışlar. Neden? Bu fethin, onları bin defa silip süpürmesi mümkünken Yunan millî topluluğunu derin müsamahası ile ayakta tutan Fatih'i anıyoruz diye mi? [...]

Ruhların kalleşliği

Birkaç defa ben de ruh çağırma meclislerinde bulundum. Bazı ruhlar geliyor ve bazı canlı varlıklara musallat olurcasına sempati duyarak, bizim anlamadığımız ve duymadığımız bir şekilde hitaplarda bulunuyorlar. O meclislerdeki kişiler ise bu ruhların söylediklerini hızla, adeta soluksuz bir şekilde yazıya döküyorlar ve ardından hemen bir isim belirtiyorlar: 5 numaralı celse, ruhlar meclisinden. Tabii ki biz, [...]

Hani kılıncın Tanrım!

Bugüne kadar kaçırdıkları dövizin değil de, kaçırmak üzere yeniden torbaya soktukları sırada ele geçirilmiş bulunan dövizin tutarını okuyunca düşündüm: 350 milyon lira! Galiba Amerika'nın Türkiye'ye yaptığı son yardımın asıl rakamı da bu. Döviz hırsızlarının fotoğraflarını ve adlarını gazetelerimizde gördünüz. Hristiyan ve Musevî vatandaşlarımız bunlar. Yıllarca dillerinde, dinlerinde, hatta ülkülerinde başlarına buyruk yaşadıkları halde, bu milletin [...]

Tarîkat ne demektir?

Bir okurum Karşıyaka'dan yazıyor: "Bergama'da basılan Nakş-ı Bendî'leri duydunuz mu? Tarîkatçılık hakkında bizi tenvir edin; gerçi siz de Mevlevîsiniz ya.." Hemen cevaplayayım: İslâm dini, bozulmuş Hıristiyanlıktan ileri ise, bunun sebepleri başında, Allah'la kul arasına hiç kimseyi veya kurumu karıştırmaması gelir. Ne aforoz, ne günah çıkarmak. Fakat buna rağmen tarih içinde, halk ve aydınlar arasında bazı [...]