Reçete

Bu hafta bu sütunumu en aziz bir dostumun sizler için kaleme aldığı reçeteye tahsis ettim. Fuat Edip Baksı‘nın cemiyetimiz ve yirminci yüzyıl insanlığını kâh teessüfle hicveden, kâh merhametle iğneleyen bu yeni şiir kitabı, öyle sanıyorum eskilerin “zebanzed” dediği şekilde iki haftadır dillerde geziyor. 

Bizde, hicvin acı ve kuvvetlisinde nezahatsizlik, nezih olanında da dokunaklılık hassasının noksan olduğu bir gerçektir. Baksı arkadaşının, serbest vezinde, fakat bütün vezinlilerin hakkından ve üstesinden gelmiş olmanın verdiği bir kuvvetle kaleme aldığı bu şiirlere, nasıl bir sıfat vereceğimi dahi düşünmeyecek kadar iyi, aziz hislerle meşbuum. İşi varken yalabuk ve şarlatanca dost, işi bitince bazen kalleşliğe ve namertliğe varacak kadar aşağılaşan; bir çift kitap yerine düdüklü tenceresiyle övünen 20. asır insanlığı kitapta küçük, hisli, sitemli şiirlerle teşhir edilmiş. Ama insan kendi kendine bir sual soruyor: Acaba bu mısralar sadece bir asrın ifadesi midir? Her çağda cemiyetinin en olgun, en hamuleli insanı olduğu halde arkalarda, gücendirilmiş bulunan şair, sitem oklarını yanındakilere atmayacak kadar nazik, saygılı kalmıştır. 

Ama gerçek de içinde yaşadığımız günlerde geçmiş çağlarda da insan hep aynı mahluk değil midir? İşte Fuat’ın reçetesindeki beşeri cımbızlamalar içinde aynı şeyi düşündüm. Bu zor istihsal edildiği halde zevklerimiz tarafından rahat istihlak edilen şiirlerin hangisini okusanız alacağınız tat aynı olacağı için bir tanesini aktarmakla iktifa ediyorum: 

Tamam
Alıştık
Şunun bunun yaygarasına
İç güç sahiplerinin, 
Pulsuz bir dilekçeyi andıran merhabasına, 
Alıştık,
Dünyamızın 
Çoktan satılmış vefasına 
İşporta malı sevdasına.

Eseri erbabına tavsiye ederiz.


Şardağ, R. (1955, Haziran 8). Reçete. Radyo Gazetesi, s. 1, 3. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın