Kaynak’ın eserleri Ankara Radyosunda okutulmuyor dedik. Beste okunması işi birkaç kişinin inhisarındadır dedik. Biraz gücendiler. Gücendiler, çünkü hakikat zaten acıdır. Hamit‘in dediği gibi “Pür iğbirardır, yüzü gülmez hakikatin.” Üstelik mizacımız icabı sert de yazdık. Ama Ankara’da idareciler, yeni öğrendik ki oturmuş, tenkitimizi mütalaa etmişler; ilk incinme hissine bir sünger çekip hakikate eğilmişler ve karar vermişler. S. Kaynak‘ın eserleri okunacaktır. Rifat Ayaydın gibi ince duygulu, amatör fakat bir derun adamının eserleri evleviyetle programa konulacak. Bu arada güzel bestelere; yok modern, yok klâsik demeden, seviyece piyasa değillerse ve taklitten uzak iseler yer verilecek.
Hatta bu arada -özür dilerim- bendenizin eserleri de programlarda yer alacak. Kendime ait kısmı istisna edersem, şu netice ne kadar güzel değil mi? Henüz yüzünü bile görmediğim Ankara Radyosu müdürü ve sevgili arkadaşım İlkar hakkında ne müsbet bir not değil mi? Dün tenkitimizi esirgememiştik; bugün ise taktirimizi anamızın ak sütü gibi helâl ediyoruz. Hatadan dönmek fazilettir. Bu gazete hatadan dönenlere kuvvet olmaktan zevk ve bahtiyarlık duyar. Yalnız şunu hemen haber vereyim; benim o Radyoda eser kisvesine bürünmüş topu topu dört şarkım var ki, onu da okumayı arzu edenler içinden mahdut sayıda üç dört sanatkâra vermişimdir. Radyoda alınan kararlar içinde, şahsımla ilgili olanını lüzumsuz addedersek, diğerlerinin hayranlıkla karşılarım. Bu hareket diğer yanlış adımların geri alınacağına, hatalardan dönüleceğine alâmettir. Ümitle bekliyor ve seviniyoruz.
Şardağ, R. (1955, Eylül 22). İşte bu güzel. Radyo Gazetesi, s. 1.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

