Talihsizlik kimsede değil; bende. Şu Ankara Radyosuna hepsinden fazla sempatim vardır. Devlet Konservatuvarında Fonetik Asistanlığı yaparken bir yandan ilk olarak oradan solistlere, daha çok spikerlere fonetik dersi vermiştim. İlk konferanslarım orada, ilk dostluklarım, musiki muhitim orada başladı. Oraya her müdür gelen, her şef gelen bu sebeple arkadaşımdır, severim, tutmak isterim.
Ama beni bilenler hakikati ne kadar sevdiğimi de bilirler. O kadar hata çıkarmak istemediğim halde bir gaftır gidiyor. Daha evvelki hafta güzel hareketlerini övdüğüm bu Radyonun, geçen hafta, “Sanatkârlar Bir Arada” saatini dinledim. Demek dinliyorum, demek seviyor, beğeniyorum ki dinliyorum. İnanın eve iş icabı geç gelirim ve ekseriya dinlediğim Avrupa istasyonlarıdır.
Türk musikisinin güzide bir kaç solistini zevkle dinler, bazı onlara da yetişemem. Şu halde Muzaffer‘in idaresindeki bu saate de sempatim çok demektir. Bir de baktım saz üstadı Ahmet Gazi Ayhan sayın eşiyle birlikte bir şarkıya başladı: “Göbeğinin altına tuz koy kaynana!”, “Kaynanayı kaynar kazana atmalı!” diye devam eden gazinolarda bile dinlemekten hicap ettiğimiz şarkıya, gerek klâsik şekil altında, gerek Anadolu türküleri içinde bazı müstesna münasebetsizlik örnekleri var ki bunları ciddi bir Radyoya yakıştırmamalıyız. Bu kaynar kazana atacağımızı davetliler huzurunda ilan ettiğimiz kadın, evladını dokuz ay karnında taşımış, onun için uyumamış, onun için gülmemiş, gerekirse onun için ölebilecek olan tek, ama tek halis vefa örneğidir. Bütün memlekette onu, şaka da olsa böyle tanıtmaya, hele o bayağının da aşağısı melodiyi bir ciddi müesseseden yurda yaymaya hakkımız yoktur; hakkınız yoktur arkadaşlar! Sevgili Ankara Radyosu, eski dostlarım ve meslek mektep arkadaşlarım olan değerli genç müdürü! Allah aşkına bu mevzularda daha hassas olun ve bu sütunlar daima güzel hareketlerinizin tahsin ve taktiri için doldurulsun!
Şardağ, R. (1955, Ekim 19). Göbeğine tuz koy. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

