Çapı yerinde bir örnek adam

“Bizde nice güzelim senfoniler, araya bir köçekçe, bir Segâh âyini nağmesi karıştırmak yüzünden fakirin kıçındaki yamalı pantolona dönmüştür.”

Ankara Radyosunda genç müzik şefi Erdoğan Çaplı‘yı dinleyen ve benim inandığım manada bir musiki telakkisine sahip olanlar, öyle sanıyorum ki derin bir sevinç içindedirler. Zira bu genç ve maharetli çocuk, içinde yaşadığımız, kendisiyle sarmaş dolaş olduğumuz için farkına varamadığımız bir gayret ve kompozisyon heykeli dikmekle meşgul. Biliyorsunuz, bizim bir ata yadigârı ve fes gibi kafamızdan atamadığımız ve daha yıllar ve yıllar atmamız mümkün olmayan -bir takım öksüz düşüncelere rağmen- atmamıza sebep de bulunmayan klâsik musikimiz var. Bu musiki yarım, sambaya, rumbaya, caza, cuza meraklı büyük bir kafile için hususi bir çeşni olarak kalsa dahi, kıymetini kaybetmeyecektir. Gerçi bu müziğin ekolü içinde çağdaş insanın hissî ve fikrî yapısı tam ifade edilemez; bu doğru! Ama çağdaş insanı şarkın ve Türklüğün içinden tamamen sıyırmak da mümkün değildir. 

Batı tekniğinin içine Türk müziğini sevmeyenlerin, bu sevgisizliklerine rağmen bir şeyler karıştırmaya, bir halt işlemeye kalkması hiç bir yenilik değildir. Bizde nice güzelim Türk senfonileri araya bir köçekçe, bir Segâh âyini nağmesi karıştırmak yüzünden işte bu sebeple fakirin kıçındaki yamalı pantolona benzemekten bir türlü kurtulamamıştır. Dünü, olduğu yerde eski güzelliği içinde bırakmak, yeni müzik hareketlerine ve kompozisyonuna dünü de sevmiş tanımış insanların karışması ve yeniyi alırken onu, bize ebediyyen yabancı kalacak sun’î nağmelerden, beyhude gürültülerden, mecbur kalmadıkça baş vurmamız gereken altmış dörtlüğün üzerindeki nota kıymetlerinden, soğuk kreşendolardan kurtarmak.. İşte bunu yapmak kâfi, bunu yapmak bizi kurtaracaktır. Dünkü müziğimizden bahsederken; o mazlum ve nazlı tavrı içinde yiğitliğini kahramanlığını bile kapalı dudakla söyleyen saygılı ve yaygın Anadolu, Rumeli havalarımızı ve müziğimizi de kasdettiğimi her halde izah ve ilâveye lüzum olmamalıdır. 

Şimdi, Ankara’nın Erdoğan Çaplı‘sı müzik şefi olarak ne yapar, vaziyete hakim midir? Bilmem ama her gün biraz daha ateşli bir aşkla, dinamizmle hepsinden güzeli sevgi ile yeni Türk müziğinin kapılarını zorlamaktadır. Yurt türkü ve havalarının en güzellerini, klâsik müziğin sevilmiş nadide melodilerini zevkle seçiyor, onu önce gönlünde uyutuyor, sonra tatlı bir sanat içinde benliğine yudum yudum mal ediyor. Musiki aynı zaman insanlığa da hitap ettiği için Batının hafif müziğinden akıp gelmiş ve bizimkilerle kardeşliğini ilan etmiş nağmeleri de kompozisyon teknesinin içine atıyor. Ve sonra, o nefis potpuriler doğuyor. Bu potpuriler artık Batı müziğini pek bilmeyen, hatta pek sevmeyen orta tabakanın iştiyakla dinlediği eserlerdir. 

Ama onlar, Batılı formlarından hiç birine girmiyormuş. Ama kanun Batılı sazların içine pasaportsuz giriyor ve harika nefasette solo yapabiliyormuş; zarar yok. Batıcı müzik ukalâlarıyla Doğu müziği muhafazakarlarına Çaplı aldırmıyor. Çapı yerinde olan bu örnek adamı olsun, bakalım rahat bırakabilecek miyiz?


Şardağ, R. (1955, Kasım 23). Çapı yerinde bir örnek adam. Radyo Gazetesi, s. 1, 2.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın