Mazhar Bey haklıdır

Bir kaç kere müşahedesine dayanarak muhterem üstadım Münir Mazhar Bey‘in fikrini benimsemiş ve gazetemizde belirtmiştik. Bu kalitesiz, edebî olmaktan uzak güfteler çığırına, önüne gelenin kaleme sarılıp karıştırdığı haltları besteleme münasebetsizliğine bir son vermeliyiz. Güzelim bestelerimizden insanı iğrendirecek kadar kötü intibalar alıyorsak, bunun yegâne sebebi eserin sözleridir. 

Mazhar Bey diyor ki: Bizim bestelerimizin melodileri aslında çok zarif şeylerdir. Onları böyle bedbin ve kötürüm eden sözleridir. Ne kadar yerinde bir görüş değil mi?

Bugün şarkılarımıza kısaca bir göz atarsak onlardan aldığımız intiba şu üç bölümde toplanır: 

1. Hüzün, ıstırap namına pis bir bedbinlik

2. Şen ve şuh gözükmek arzusuyla meydana gelmiş bir zampara edebiyatı

3. Bugünün Türkçe’si dururken -edebî olur zannı ile- lügat paralamak, terkip bozuntularını sıralamak

4. Orijinal olayım derken manasızlığa yuvarlanmak.

Bazı istisnalar hariç, şarkı düzenlerimizin çoğunun söz bohçalarındaki hırdavat işte bunlardan ibarettir. 

Bu pis güfteleri yazanlar, ya beste yapanlar veya onlara güfte yazanlar dostlarıdır: Birincisi saçmadır. Çok güzel şiir yazanlarımız dururken bu marifeti de ille ben yapayım demenin manası var mı?

Fakat dostların veya şunun bunun yazdığı yakası yırtık, bağırsakları meydanda ve salyası akan sözleri bestelemeye kalkan şarkı kalıplayıcılarımız var ki bunların ikazla, mikazla yola gelecekleri yoktur. Ne bulursa ağzına atan pis boğaza nasıl müdahale etmek lazımsa hangi sözü görse mırıldanmaya başlayan bestecilerin pis zevkine de Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nün ona izafetle Radyoların müdahalesi lazımdır. Bugün duyduğu metinleri tahlilden aciz olan müzik imtihan heyetleri arasına bir edebiyatçı tefrik edemeyen Umum Müdürlüğün bu işi başaracağına hâlâ inanabilir miyiz? Bir çok hususlarda müspet görüşüne şahit olduğum Muammer Baykan‘ın bu mevzuda da bir karara er geç varacağına inancım mevcut benim. Radyolarımızda mutlak ve mutlak ne eski, ne de mutlak yeni değil her edebî kültüre âşina, her sanat zevkini tanıyacak kıratta bir edebî süzgeç artık kurulmalıdır. Bu hastalıklı, iniltili veya laubali söz çöplüğünden bu ısmarlama şair makulelerinin ve şipşakçı bestekârların zevk yoksulu intihaplarından ancak bu suretle kurtulmamız mümkündür. Sayın dostumuz Baykan‘dan bunu bekliyoruz. 


Şardağ, R. (1955, Kasım 30). Mazhar Bey haklıdır. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın