Dr. Sarol’un teb’idinden sonra

Demokrat Parti’nin gözde simalarından Sayın Dr. Mükerrem Sarol‘un Devlet Bakanlığından istifasından ve partiden de teb’idinden sonra onun Radyo ve musikimiz üzerindeki şahsi kaprislerine de, bu kaprislerin sebep olduğu huzursuzluklara da bir nihayet vermek zarureti karşısındayız. 

Sayın Dr. Vekil olunca çok enerjik bir yol tutarak bazı kararlara varmıştı. Ajans haberlerini ayrı ayrı saatlere tevzi etmesi, İstanbul Radyosundaki Anadolu türkülerinin derbeder idaresini Sarısözen‘in yed’i salahiyetine bırakması, bu müspet kararlar cümlesindendir. Bu arada o zamanlar kendisi tarafından İzmir’e gönderilen ve şahsımla bizzat temasa geçen yakın bir arkadaşının, Radyolarımız mevzuunda naçiz görüşlerimi öğrenmek istemiş olduğunu da söyleyebilirim. Onun müspet başlayan faaliyetleri, Sarol‘u kısa zamanda faydalı işler yapacak, Radyolarımızda beklenen ıslahatı başarabilecek bir kimse olarak gözlerimizde canlandırdı. Fakat gün geçti; çeşitli tezvirlerle ve ayrıca şahsi zaaf ve kaprisleriyle hareket etmeye başlayan Dr. Sarol, Ankara Radyosu’nun en kıymetli ve Radyoculuğumuzda en dinamik unsur diye tanınan Hikmet Münir‘i pasif bir vazifeye nakletti. Cevdet Kozanoğlu gibi yeri doldurulmaz dört-beş üstattan biri olan birinci sınıf sanatkârı ve istifaya mecbur edecek bir tavır takip etti. Islah heyeti adıyla, musiki bahsinde Allah’ın kendilerini ıslah etmesi icabeden kimselerden mürekkep bir heyet kurdu ve saçma sapan kararlar aldırdı. Derken, çok kıymetli üstat Münir Nurettin‘i İstanbul Radyosuna tam salahiyetle müşavir tayin etmiş, Münir gibi diğer hatırı sayılır müzik otoritelerini ancak Radyo idarelerine istişari bir heyet halinde celbetmek icaberken üstada; her sözü aynen tatbik edilmek üzere tam salahiyet verdi. Bu sebeple mahzurları çabuk görüldü, memleketin en büyük sanatkâr solisti maalesef, iyi bir idareci olmadığını ispat edince bu salahiyet geri alınmak suretiyle bu sefer daha da saçma bir karar vermiştir. 

Bütün bunlar bizim memlekette olağan şeylerdir. Her iş başına geçen en büyük makam sahibi veya ortancası, ihtisas erbabı dururken gayri memnunların tezvirinden ve kendi mahdut görüşünden aldığı kuvvetle icraat adı altında bir takım hodbin kararlar verir. Sayın Sarol‘unki de bu kabildendir. Onun son enteresan kararı ve sonra da bu kararından vazgeçişine örnek İzmir Radyosu Müdürü ile alakalıdır. Bu genç pekâlâ devlet himayesinden üvey evlatmış gibi yarım alâka gördüğü halde başarılı hizmet ifa derken ve Devlet Bakanı koca teşkilatta İzmir Radyosu’nun bunca amiri mevcutken, onların görüşünü bir yana atarak İzmir Radyosu müdürünü İstanbul’a teb’id ediyor: Fakat burada partiden kendisine yapılan telkin ve haklı neşriyata bakarak imzadan çıkmış kararnameyi bozdurup Radyo müdürüne takdirname veriyor. 

Haydi, bu ilk mektep talebesinin bile yapamayacağı kararsızlıkları kendisine “Dur!” diyen de olmadığı için yaptı diyelim; fakat açıklamaya mecburuz ki Dr. Sarol‘la alâkalı çirkin bir dedikodu mevcuttur ve bu Radyolarımızda iç sızlatan bir fiskos halinde yayılıp gitmektedir. Sayın eski Bakan’ın kendisini bu cihette tenzihe çalışmasını, eğer aslı varsa, bu çirkin kapris ihtiras ve zaaf hallerini artık köküne bir kibrit suyu dökülmesini temenni ediyoruz. 

Dedikodu ve bir yıldır ortada çalkanan şey şudur: Dr. Sarol İstanbul’un meşhur tütüncülerinden sanatkar meraklısı ve sanat ehli İhsan Dorukan evinde İstanbul Radyosu solistlerinden bir hanımın başlıca mevki aldığı toplantılar yaptırırmış. Bu toplantının, hatta onun mahiyetinin kimseye ilgilendirmeyeceği kesin bir hakikat iken ve hatta biz sayın sabık Vekil’in hususi hayat hikâyesinin üzerinde durmanın bile ayıp olduğunu prensip olarak kabul etmiş iken bu mazharı iltifat solist hanımın İstanbul Radyosuna onun bütün sanat meselelerine karıştığını, bir kısım değerli solistleri Radyo dışında bırakırken, bir kısmını koruduğunu duyuyoruz ki işte bu cihet gizli bir dert gibi bilhassa İstanbul Radyosunda işlemektedir. 

Dr. Sarol partisinden teb’id edilirken, herkes işin sadece siyasi cepheleriyle uğraşadursun bu eski Vekil’in iktidarda iken başlayıp hâlâ süregiden çirkin dedikoduları da aydınlanmalı, hakikatse icabı yapılmalı, değilse eğer beyhude yere birbirine küsen bazı Radyo sanatkârları arasındaki huzursuzluk ve o hanım solistin durmadan itham edilmesi keyfiyeti nihayete ermelidir. Bu satırları Dr. Sarol‘un teb’idinden evvel yazmadığımız için böyle bir günü beklediğimiz sanılmasın… 

Bizim mezhep ve ahlak meşrebimizi tanıyanlar siyasi olsun, diğer alanda olsun tenkitlerimizin daima iktidarlara ve iktidarda bulundukları zaman hesaba alınmak suretiyle bir kısım hatalı kimselere müteveccih olduğunu iyi bilirler. Nerede kaldı ki, şu sütunlarda Sarol iyi hareket ve kararları için övülmüş, hataları için, henüz Bakan iken tenkit edilmiştir. Bu cihetin bir kere daha kaydını faydalı bulmaktayız. 


Şardağ, R. (1955, Aralık 12). Dr. Sarol’un teb’idinden sonra. Radyo Gazetesi, s. 1, 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın