Zamanımızdaki kültür yokluğundan ve memleketimizde bundan mahrumiyetin acısından söz etmeden önce haber verelim ki, çoğumuz kelimenin ne manaya geldiğini dahi farkedemiyoruz. Çocuklarını tahsil ettirmekle onlara kültür kazandırdıklarını sanan ana babaların sayısı az değildir. Kendisini, yüksek mektep mezunu bulunduğu hatta Avrupa’dan lisanslı olduğu için kültürlü sayanların sayısı maalesef düşündüğünüzden de fazladır.
Gerçi bir çok bilgi şubesine temas edip geçmiş olan insanın hatta bu bilgilerden en iyi derecede imtihan vermiş bulunan kimselerin kültürle karşılaştıkları bir hakikattir. Ama aldığı gıdalardan vücuduna kan sağlayamayan zayıf bünyeler gibi bir çok kabiliyetsiz başlar da bu bilgileri kültür haline getirememişlerdir.
Kültürlü adam vitamin alacağım diye bir kaç kilo meyve yemek üzere sofraya çöken zavallıların yanından bir bardak karışık taze meyve suyunu dikmiş ve alacağını almış olanan rahatlığı, hafifliğe hatta istiğnası içinde geçen adama benzer.
Gördüğü taş parçasının toprak olup çözülüşündeki jeolojik hikmeti bir cümle ile çözemeyenlerin yıllarca jeoloji okudukları ve haniyse yeryüzündeki bütün taşların adını ezberledikleri de bir gerçektir.
Kültürsüz, tahsilin acısını karşınızdaki insanın değil konuşmasından, bakışından, sesinin tonundan seçmeniz mümkündür. “Nev’i şahsına münhasır”, kendi soyunu kendi yaşatan sanatkârlarımızdan Muammer Karaca‘nın karşısındaki günahsız adama, nefretle baktıktan sonra, “Çekil, cehalet kokuyorsun!” diye yaptığı harika espriyi şu anda, kültürsüzlüğe de yaymamız mümkündür.
Ne kadar güzel olursa olsun kültürsüz ses yarı yarıya çirkindir. Kültürsüz hatip heyecan yaratmaz; dağıtır. Kültürsüz idare amiri hiç bir saygı uyandıramaz. Kültürsüz baba ilkokul çağındaki çocuğunun sorusuna zor cevap verir. Tahsil bir dağılış, kültür bir toplanıştır. Tahsil teferruat, kültür ana fikirdir. Tahsil tafsilat , kültür neticedir.
Tahsil laf ü güzaf, kültür manâ ve izahtır.
Şardağ, R. (1955, Ağustos 18). Kültür. Radyo Gazetesi, s. 1, 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

