Bu sütunlarda Atakan için hakkımızda bunca çirkin yazı yazmış olmasına rağmen yine de kalem kullanmamıza bakarak bize şaşacaklar olacaksa da, hizmet ve hakikate teveccühten ibaret olan mesleğimizi bilenler için şahsî hakaretleri, lâyık olduğu dille iade edebilen, ama kıymet hükümlerini her zaman aynen muhafaza eden bir insan olduğumuzu unutmak mümkün değildir.
Elhamra Sineması’nda iki yıl önce verdiği konserin ilk kısmını takdir, ikinci kısmında hem kıyafet değiştirmesini, hem de o yerde bir konsere alınmaması icap eden eserlerin okunmasını tenkit ettiğim Atakan için yeniden bir şeyler yazmak icap etmişse, sırf iki sene sonra o İzmir’de tekrar bir konser verme temayülü göstermesindendir.
“İl Fakirlerine Yardım Derneği” gibi hamiyetli bir topluluğun tertiplediği bu konserin hususiyeti, Atakan‘ın gerçekten bugün Türk musikisinde zekâsı ve sanatıyla çok sağlam bir üslup tahakkuk ettirmesi tekrar onun sesi ile ilgilenmemizi, kendisine beslediğimiz bütün antipatimize rağmen bizim için zaruri kılmıştır.
Yağ gibi kaygan zerre nispette pürüzü olmayan bir hançereyi, klâsik tavrın hacim ve derinliğinden de öz almış olarak tasavvur edin; bu sese hakim bir ton ve Anadolu’nun “yanık” dediği ses rengini ilâve edin; işte onda bulduğumuz, her geçen gün biraz daha inkişaf eden üstat ses kapasitesi budur. Bugün Türk musikisinde bir Safiye Ayla, bir Senar mevcutsa bir de Mualla Mukadder mevcuttur.
Kulüp Sineması’nda onun değerli ve usta sazların refakatinde vereceği konsere şans temenni ederken, seçeceği eserlerin sade alkış toplama hedefini gütmemesini tekrar tekrar temenni ederim. Ben bu sahnelerde sıfır derecelik sesi bulunmadığı halde Necla İz gibi müthiş alkış toplayanları da çok gördüm.
Alkış sanat müteveccih olduğu, onunla takviye gördüğü nispette asil olur.
Sanatkardan beklediğimiz budur.
Şardağ, R. (1956, Nisan 4). Atakan İzmir’de. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

