Şu Radyonun en eski dostlarından, 939-940 yılından bu tarafa, konferans vererek spikerlere diksiyon dersi vererek, şiir saatine hizmet ederek, edebi portreleri takdim ederek onunla iyice sevişmiş yakın dostlarındanım. Onu sanat hayatında adım adım takip etmiş, tekâmül devrelerine şahit olarak sevinmişimdir.
Bu Radyo ki, bir zamanlar Mesut Cemil, Cevdet Çağla, Cevdet Kozanoğlu, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Fahire Fersan, İzzettin Ökte, Şerif İçli, Vecihe Daryal gibi musikimizin iri cüsseli icrakâr ve idarecileri, Cemal Reşit, Adnan Saygun, Halil Bedi, Ulvi Cemal, Necil Kazım gibi Batı ekolünde sevilmiş kıymetleri, Muzaffer Sarısözen, Kemal Altınkaya (zavallı Altınkaya’yı kaybettik) gibi folklorun ve memleket sanatının üstadları marifetiyle altın devrini yaşamış, imrenilecek akademik çalışmalarla Türkiye çapında ses ve saz icrakârları yetiştirmişti.
Yıllar var ki onun bünyesini iki hastalık kemirmekte ve bu hastalıklar keşfedilmedikçe ilaç diye tatbik edilen her ıslah devasının, aksi tesir yapacağı aşikâr bulunmaktadır. Hastalıklardan biri kifayetsizliktir.
Ankara Radyosu, İstanbul’un rekabeti karşısında müthiş sarsılmaktadır. En kıymetli evlatlarını sinesinden kaçırmaktadır. Sanatkârlar için İstanbul’un seans şeklini kabul etmesine ve sanatkârın piyasada okumasına itiraz etmemesine rağmen, Ankara mahdut ve tatminsiz bir haber tatbik ederek, sanatkârı memur ve müstahdem haline düşürmektedir. Öyle ki Nevin Demirdöven gibi bugün musikimizin asları arasına karışmış olan ve muallim seslerden bulunan bir sanatkârı yıllar sonra, en yüksek barem diye, kesildikten sonra dört yüz liraya mahkum etmişti. M. Baykan‘ın uyanıklığı ve zekâsı imdada yetişmeseydi bu sanatkâr kızımız da Radyoyu terk eden kıymetler halkasına katılacaktı.
Bu barem ve elinden İstanbul’a kaçırdıkları yüzünden kifayetçe ve kalitece zayıflayan Ankara Radyosu, Nuri Halil, Cevdet Kozanoğlu gibi idarecilerden de mahrum kaldıkça bu kifayetsizliği gidermek için çırpınmaya, tedbir düşünmeye başlamıştır.
İşte Ankara’nın giriştiği ve dört elle sarıldığı tedbirler maalesef yıllardan beri onun ikinci hastalığını teşkil etmiş, hâlâ da etmektedir. Tedbir zannedilen şey de zırt zırt program değiştirmek, program adı altında ve halkı eğlendirmek görüşüne dayanılarak tatbike konulan kifayetsizliği setr edici acayip programlardır ve programlar etrafında koparılan yaygaralardır.
Radyolarımızın içini, anamın kalbini tanıdığım kadar tanıdığım için aylardan beri imkân ve fırsat vermek maksadıyla yazmayı geri bıraktığım Radyolarımızın iç halini ve umumi tenkitini kaleme almaya mecbur kalmış bulunuyorum. Haftaya Ankara Radyosunda program adı altında girişilen teşebbüslerin manalısı ve bilhassa manasızı üzerinde duracak bunu takiben söz yayınlarıyla solistlerin tek tek değer ve zaaf olanları üzerinde duracağız.
Şardağ, R. (1956, Mayıs 2). Ankara Radyosu. Radyo Gazetesi, s. 1, 4.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler…

