Göbeğine tuz koy

Talihsizlik kimsede değil; bende. Şu Ankara Radyosuna hepsinden fazla sempatim vardır. Devlet Konservatuvarında Fonetik Asistanlığı yaparken bir yandan ilk olarak oradan solistlere, daha çok spikerlere fonetik dersi vermiştim. İlk konferanslarım orada, ilk dostluklarım, musiki muhitim orada başladı. Oraya her müdür gelen, her şef gelen bu sebeple arkadaşımdır, severim, tutmak isterim.  Ama beni bilenler hakikati ne [...]

İrfana gel!

Radyolarımızda dinlediğimiz seslerde, (sadece seslerde mi ya..) sazlarda dahi acı acı, bir noksanlığa şahit oluruz: İrfan noksanlığı. Sazlarda şahit olduğumuz duygu tezahürü, eğer umumî bilgiden, kültür ve irfandan geçmiş sanatkârlara aitse, derhal kendini hissettirir.  İstisnalar, küçük yaştakiler dehalar hariç tutulmak şartıyla bu böyledir: Ama, hususiyle seslerde irfanın, irfanlı okuyuşun tesiri büyüktür.  Dinlediğimiz seslerde bütün parlaklığı [...]

Mesut Cemil ve musikimizi öldüren

Hislerine mağlup olan bir okuyucum, (ismi bizde mahfuz) bana yazdığı uzun mektubunda öz olarak şunları söylüyor: "Mesut Cemil solistleri mikrofona getirmek bakımından kaprislerine göre hareket eden adamdır. Türk musikisinin düşmanı ve katilidir. Siz haksızlıklara isyan eden kalemsiniz, susmanız doğru mu?" Mektup uzun ama aktarmaya lüzum görmedim. Zira nice nice mektuplar makaleler hatta romanlar vardır ki [...]

Ankara Radyosu üstüne

Beni okuyan ve tanıyan bilir ki senelerden beri Radyo mevzuu üzerinde yazdığım yazılarda kin, garaz, şahıslara hulus veya düşmanlıktan zerre yoktur. Kendisini, samimiyetle ve ciddi bir konserde okunmaması gereken, film şarkılarını okuduğu için tenkit ettiğim Muallâ Atakan'ın şahsıma karşı yaptığı, kendisine hiç şüphe yok ki mahkûm edebilecek olan bir hücûma müteallik yazıyı kendi gazetemize de [...]

Sevinebilir miyiz?

Bizim Ankara Radyosunda ve sanat muhitinde tam salahiyetli mümessilimiz İlhami Tansel arkadaşımızın geçen sayımızda çıkan Ankara Radyosundaki yeni hız almalara ait haberlerini okudunuz mu bilmem, ama bizim için bu güzel haberler doğrusu sürpriz yaratmaktadır. Daha iki üç sayı önce yazdığımız ağır tenkit yazısından sonra gerçekten bu kadar seri hamlelelere mi girişildi? İnşallah böyledir. Eğer biz [...]

Tek ümidimiz Muammer Baykan’da idi

Sadettin Kaynak gibi en büyük Türk bestecisi için alınan karar, karar kıtlığında asmaları bile budayamaz Ankara Radyosu'dan aldığımız son bir haberle beynimizden vurulmuşa döndük. Basın Yayın&na verilen bir emirle bundan sonra Ankara Radyosunda musikimizin en büyük bestecisi Hafız Sadettin Bey'in hiç bir eseri okunmayacakmış. Bunu teyit eden ve sözlerine inandığımız o kadar sanatkâr var ki [...]

Kültür

Zamanımızdaki kültür yokluğundan ve memleketimizde bundan mahrumiyetin acısından söz etmeden önce haber verelim ki, çoğumuz kelimenin ne manaya geldiğini dahi farkedemiyoruz. Çocuklarını tahsil ettirmekle onlara kültür kazandırdıklarını sanan ana babaların sayısı az değildir. Kendisini, yüksek mektep mezunu bulunduğu hatta Avrupa'dan lisanslı olduğu için kültürlü sayanların sayısı maalesef düşündüğünüzden de fazladır.  Gerçi bir çok bilgi şubesine [...]

Güfte Taaffünü

Bizim gelenekten gelen musikimizin Anadolu türkü ve havaları olsun "alaturka" adını verdiğimiz kısmı olsun, taşıdıkları bütün bize ait vasıflara rağmen hali hazır metotlarıyla ihtiyaca cevap vermekten uzaktır. "Dünya musikisine, Batıya uyamaz" gibi laflar etmiyorum. Çünkü o taktirde haklı olarak bizimkilerden biri Batıya uymazsa ne yapalım? Değerde miyar mutlaka Batıya uyma mıdır? diye haklı olarak sitemde [...]

Nevin Demirdöven’in istifası dolayısıyla Radyolarımızda yıkılacak zihniyet

Türkiye Radyolarının, sanatkârlarını, kışla hayatı yaşatan sıkı bir disipline alması doğru olmadığı gibi, onları başıbozuk birer kişi durumuna yaklaştırmak da tecviz edilemez. İkisinin ortası yok mudur? Ankara Radyosundan istifa eden Nevin Demirdöven, nihayet öteden beri izhara zemin aradığımız bir fikri taşıran son damla oldu. Şu Ankara Radyosu, gece vakti bir apartmandan diğer bir apartmana, gazetelerde [...]

Avara hu

Gerçi hayli sıkıntı getirdi. Fakat o mevsim memleketleri ve çağ çağ insanlığı saran, karakterize eden şarkılar gibi onun da bir vasfı ve hatta sosyal zarureti dile getirmiş olması lazım. "Lili", ikinci cihan harbi sonrasını, "Valensiya" birinci cihan savaşı sonrasının eğlenmek isteyen çılgın insanlığı temsil eder. "Avara hu" da galiba, hâlâ aklı cevher yerine hissi mübalağanın, [...]