İşte bu güzel!

Kaynak'ın eserleri Ankara Radyosunda okutulmuyor dedik. Beste okunması işi birkaç kişinin inhisarındadır dedik. Biraz gücendiler. Gücendiler, çünkü hakikat zaten acıdır. Hamit'in dediği gibi "Pür iğbirardır, yüzü gülmez hakikatin." Üstelik mizacımız icabı sert de yazdık. Ama Ankara'da idareciler, yeni öğrendik ki oturmuş, tenkitimizi mütalaa etmişler; ilk incinme hissine bir sünger çekip hakikate eğilmişler ve karar vermişler. [...]

Sert münekkit

İstanbul'da intişar eden "Tercüman", arkadaşımızın Radyo sütununda bize bu sıfat verilmiş. Geçenlerde yazdığımız bir baş yazıdan da bir paragraflık yazı almışlar. Aldıkları cümleler, Ankara Radyosu'nun hem gece vakti sokakta çırılçıplak yakalanan bir solist hanıma seans verecek kadar müsamahakar hem Nevin Demirdöven'in seansçı olarak okumasına müsamaha etmeyecek kadar kışla zihniyetine sahip olduğu hakkında kaleme alınan kısımdır.  [...]

Muhterem Sarol’a ikinci mektup

Şu satırların naçiz yazarı, gerek bu gazetede, gerek diğer dergi ve günlük gazetelerde senelerce ne istemiş, ne iddia etmişse bunların büyük bir kısmı vekâletiniz zamanında gerçekleşmiş bulunuyor.  Akıl için tarik bir olduğuna göre görüşler arasında bir tıpkılık var demektir. Aynı şeyleri müşterek olarak düşünmüşüz demektir. Buna çok seviniyorum. Yar ü ağyara karşı gerçekleştirdiğimiz müspet hareket [...]

Devletin hâlâ maşa ile tuttuğu Türk musikisi

Geçen gün, Ankara Radyosunun opera müziği saatinde Batının müzisyenlerine ait muhteşem, koral eserlerini dinlerken duyduğum sonsuz hazla beraber içine düştüğüm bu bedbinliği tarif etmeme imkân yoktur. Duyduğum haz musikinin tekniğini az çok kavramış, zevkine varmış olan herkesin hemen duyacağı cinsdendir. Fakat bedbinliğimi açıklamak isterim: Niçin bizim musikimiz de elindeki bütün imkânlara rağmen Batının eriştiği merhalelere, [...]

Dün sevindim!

Emine Gönülden'de, Şensoy'da, Güzin'de terakki Dün radyomuzda dinlediğim Güzin Ergün'de, hanidir kaybettiğim o eski lezzeti duyar gibi olunca sevincim soluğunu mürekkepli kalemimin ucunda aldı. Bir zamanlar nazarımda en önde giden benim iyi ve haluk kızımı hanidir dinlemekten mahrum kalmıştım. Ne zaman onun adını anons edilirken işitsem, içimde bir korku, ne yalan söyleyeyim, bir de hiddet [...]

Memleketini sevenler sevinir

Müsamaha terbiyesinin evç noktasına ulaştığını daha muhalefet sıralarından tanıdığımız Başbakan Menderes son nutuklarıyla memlekete bol bir sürur getirmiş bulunuyor. Bu durum karşısında koyu partizanlar, partileri tefessühe götüren müfritler hariç, memleketi sevenler elbette sevinmektedirler.  İzmir'de, Hulusi Selek gibi seviyesi üstün bir Halk Partilinin açtığı bir sohbet sırasında Konak Halk Partisi kongresinde başlayan ve son istişari kongrede [...]

Bazılarının noksanı

Geçen gün İstanbul Radyosunda İrfan Doğrusöz'ü dinlerken ne yalan söyleyeyim hem sevindim, hem de üzüldüm. Sevinç ve üzüntümün sebepleri ayrıdır. Bu genç ve münevver arkadaşın yıllardır repertuarını piyasalaşmış ve bizi utandıracak eser koymamakta gösterdiği asil mukavemet ve cidden hayran olduğum sesinin tok vakur müessiriyeti keyfiyeti bir yana, sanatkar hayret edilecek ani tekamül gücü ile değişmiş [...]

Bu Umum Müdürü neden severim?

Basın Yayın Umum Müdürlüğü'ne bugüne kadar gelen bütün  umum müdürleri, ya şahsen tanımak veya çalışma ve gayretleriyle haklarında söylenen müspet veya menfi sözlere muhatap olmak suretiyle müşahede süzgecimden geçirmişimdir. İçlerinde iki kişi tanırım ki, kendileriyle daha evvel hiç bir dostluğum bulunmadığı halde haklarında hiç bir suretle tek dedikodu çıkmamıştır. Bunlardan biri Selim Sarper, diğeri de [...]

Bu genç doktoru tutacağız

İstanbul Radyosuna tayin edilen genç müdür Dr. Nevzat Atlığ'la alakalı bir mektup aldık. Eski Devlet Bakanı Sayın Dr. Mükemmel Sarol'un şahsî kaprisleriyle hareket etmesine örnek olarak verdiğimiz isimler arasında Dr. Nevzat'ın da bulunduğunu bize ikaz eden bu okuyucumuz (mektubu ve adı bizde mahfuzdur) "Ama," diyor, "Nevzat Bey kabiliyetli bir insan olabilir, iltimasla geldiği o mevkide [...]

Sarısözen’ler arasında prensip yarası

Gönlümüz her iki taraftan gelecek iyi haberlere ve anlaşma rüzgarlarına muntazırdır 1938 yılından önceleri sevdiğim, 1938 yılından sonra da tanışıp dostluğunda ayrı huzur ve hususiyet bularak bağlandığım, ve aldığım, o temiz dostluk kadar da kendisine verebildiğimi sandığım görüş ve duygu arkadaşım Muzaffer Sarısözen'e telefonu açıp bir İstanbul gazetesine akseden ailevî anlaşmazlığın ve ayrılık haberinin aslını [...]