Geçen gün İstanbul Radyosu'nda kadın solistlerimizden en tanınmışını ve en eskisini dinliyordum. Okudukları arasında bir tek yeni eser yoktu. Eski eserler külliyatında da bir yenisi olsun meşk edilmiş değil; tekrar tekrar dinlediğimiz şarkılar. Üç radyoyu açın; hepsi de böyle. Doğrusu dinleyici de zannıma göre radyo idaresi de, hatta efendim, solistlerimiz dahi bu halden galiba "gık" [...]
Etiket: Rüştü Şardağ
Mevlana’nın türbesi
En son aldığımız habere göre hükûmetimiz Mevlânâ Celâlettin-i Rûmî'nin türbesini tamir için Konya Belediyesi emrine 300.000 lira göndermiştir. Hükûmeti överim. Türkiye'de türbelerin, tekkelerin sosyal hiç bir fonksiyonu kalmadığını kabul eden hükûmetimiz, aynı zamanda içinde Mevlânâ çapında bir dehânın yattığı başlı başına bir sanat eseri olan Konya'daki türbeyi tamirin de büyük bir hizmet olduğunu kabul etmiştir. [...]
Köşe kapmaca
Bu böyle olmaz ve böyle devam edemez de. Yarım asırdır, hatta Sultan Mecid zamanından beri saray bandosunun yanı sıra yaşayarak gelen Klasik Türk musikisi ile Batı müziği anlaşmazlığı devam ediyor. Cumhuriyet devrinde bu iki ayrı müziğe bir de halk musikisini katıldığını düşünün; şu üç köşeli müzikten milli bir Türk musikisi doğması için daha ne zamana [...]
Piyano refakatinde
Ne tuhaf insanlarızdır; yaşlanır gideriz, çocukça rekabetlerden, özenmelerden kurtulamayız vesselam. Bir dostumuzda kravat mı veya bir eşarp mı gördük, hemen onun aynını sanki bizim üzerimizde de aynı güzellikte duracak ve yaraşacakmış gibi satın alırız. Biri gelir tenha bir mahallenin şurasına bakkal dükkanı mı açar; derhal öteki gelir, bu tarafına yine bir bakkal dükkanı kondurur. Bir [...]
350 lira ve ötesi
İzmir'de bulunan bir sanat okulu hürriyet şehidi Mithat Paşa'nın eserini bir haftadan beri bütün Ege'ye ve yurda yayıyorlar. Yani Mithat Paşa sanat okulu öğrencileri kurdukları radyo ile 42 metre üzerinden gayet net neşriyat yapıyorlar. Bu işin ize en cazip gelen tarafı, bu radyonun duyduğumuza göre "350" liraya maledilmiş bulunmasıdır. Zamanımızda bu para ile bir radyo [...]
Onlar
Onları, yani piyasacıları, musikimizin bu bedbaht kolunu düşündüm geçenlerde. Kaliteli musikiyi müdafa edenlerin nazarında seviyeleri hizasına sıfır notu atılmış, öte yandan da şartlar ve türlü amillerle piyasa musiki yolunda "idame-i hayat"a mecbur olmuşlardır. Bu iki sebep onların iki katlı bedbaht sayılmaları için yetmez mi? Her aydın ve musikimizi sever bilir ki; Türk müziğinde üç kol [...]
Radyomuz temsilcileri
İzmir Radyosu'nun radyofonik temsillerini ve bu temsillerde rol alan elemanları zaman zaman dinliyorum. Bazı eserlerin çok zayıf oluşuna rağmen çocuklarımızın büyük bir ilerleme neticesi öteki radyolardaki ağabeylerini -bazı ahvalde- geçtiklerini gördükçe sevincim artıyor. Daha dün denecek kadar yakın bir mazide idari tezebzüp (karışıklık) yüzünden daha yenisi ve iyisi kurulacağı vadiyle lağvedilen İzmir Şehir Tiyatrosu'nun çocukları [...]
Mümkün olmaz mı acaba?
Dr. Yavaşça'nın Ankara konserini dinlediğim günün üzerinden geçen zaman bende bir fikir uyandırdı ki itirafı zor, hem de bir hayli incitici olacak. Dr. Alâeddin Yavaşça neden bu kadar seviliyor? Bu konserinde niçin ruhları fırtınaya verdi? Hissediliyor; ama başka hisseden solistlerimiz de var. Yanık bir gönlün, Apollon'un "lir"inde gizlenmiş olan elemlere müşabih eninlerini duyuruyor. Ama bu [...]
Ağlarım Remzi Oğuz’a
Küçük bir beden çatısı üstünde taşıdığı, değil sade vatana, bu vatanın adeta manevrasına doğru açılmış gözleriyle Türkiye'de milliyet, medeniyet ateşini nüfuz ettirebiliyordu. Yani yalnız bu gözler ayarlamaya, aşılamaya sevdirmeye, bağlamaya yetiyordu. Remzi Oğuz'um, o gözler nasıl söndü? Son Ankara seyahatimde başbaşa dertleşirken bana gayet açıkça politika hayatına karışmaktan duyduğun elemi, tiksintiyi, için kan ağlarcasına anlattın. [...]
Ucuzladı
Geçen gün bizim İstanbul'da "Dalgacı"mız üfürükçülere benzeterek radyoda, şehirde gözlerine çarpan, kulağına akseden hocalardan bahsediyordu. Bundan bir kaç gün önce hiç tanımadığım biri yanıma gelerek sesinin ifadesi ve rengiyle meşgul olmamı söyleyince söz nereden açıldı bilmiyorum; kendisine hiç kimseden ders alıp almadığını sordum: - Alıyorum efendim!- Hocanız kimdir?- ... Küçük dilimi yutacaktım. Daha bu yaz [...]
