Radyo müdürlerinin değiştirilmesi ile alakalı olarak Basın Yayın Umum Müdürlüğü'nce alınan kararı biliyorsunuz. Ankara Radyosu müdürü Münir Müeyyet terfian da olsa başarı gösterdiği bir vazifeden alınmış, Haberler Dairesi Müdürlüğüne getirilmiştir. İzmir Radyosu Müdürü tenzilen İstanbul Radyosu Program Müdürlüğüne tayin edilmiş, Hikmet Münir Ebcioğlu da Radyomuz müdürlüğüne tayin edilmiş. Bu tayinlerin biri müstesna hepsinin isabetsiz olduğunu [...]
Kategori: Genel
Reçete
Bu hafta bu sütunumu en aziz bir dostumun sizler için kaleme aldığı reçeteye tahsis ettim. Fuat Edip Baksı'nın cemiyetimiz ve yirminci yüzyıl insanlığını kâh teessüfle hicveden, kâh merhametle iğneleyen bu yeni şiir kitabı, öyle sanıyorum eskilerin "zebanzed" dediği şekilde iki haftadır dillerde geziyor. Bizde, hicvin acı ve kuvvetlisinde nezahatsizlik, nezih olanında da dokunaklılık hassasının noksan [...]
Güzel giyim
Geçenlerde İzmir Belediyesi'ni ziyaret eden uyanık bir kadın grubu "Türkiye'de yerli mallarla güzel giyim" fikrine hız verme azimlerini belirttiler. Onlar, işin ucuzluğunda ve ekonomisinde görünmekten çok, estetiğinde idiler. "Türk kadını en lüks ve yabancı ithal malı ile güzel giyinmez. Avrupalılardan geri kalır? Yerli kumaşlarla hem ucuza, hem de en yakışan şekilde giyinmek pekala mümkündür. İşte [...]
Dr. Sarol’un son beyanatı
Biz Ankara Radyosu'nun bir favori ile öne atıldığını, Radyolarımız içinde öncü olduğunu yazmıştık. Bunu müteakip Devlet Vekilimiz Sayın Mükerrem Sarol'un beyanatını okuyunca sevindik. Zira o da bizim gibi, Ankara'yı öncü olarak mütalaa ve hülâsaten dedi ki: "Ankara Radyosundan memnunum. İstanbul Radyosundan memnun değilim. İzmir Radyosundan ise daha fazla gayret bekliyorum". Ankara hakkındaki fikir yerde göğe [...]
Kılçık olsa ne çıkar?
Bu pazar günü Arif Sami'nin himmetiyle radyomuzda tertiplenen Muhlis Sabahattin programı, gönlümüze hem inşirah, hem elem verdi. İnşirah verdi sevindik. Çünkü müzik bilgini olmayan, fakat duygusu, sezgisi ileri üstadın şarkılarındaki ritmik zenginlik ve hür dalgalanış insanı bu yolda çalışmalarla musikimizin ulaşacağı merhale bakımından ümide götürüyor. Öte yandan elem de duyduk. Niçin bilir misiniz? Bu yol [...]
Evvel coştu…
Asırlardan beri sözde asalet arayan edebiyatımızın gösterdiği biraz da titizlik derecesine varmış aşırı hassasiyeti, şu son yıllarda musikimizi istila eden sözleri dinledikçe haklı bulmamak mümkün mü? Muhterem üstadım Münir Mazhar Bey'e ait bir müşahede ve hatırayı geçen sayılarımızda neşretmiştik. "Görmedim uysun felek âmâlime" şarkısında bir İsviçreli profesör değil üzüntü, oyun havası edası sezmiş. Gerçi insan [...]
Sayın Dr. Sarol’a bir mektup daha
Musiki bakımından kurulan, Ankara'da hemen hemen Suphi Ziya Bey'in gayr-ı kâfi otorite ve salahiyetine terk edilmiş bulunan heyetinin, polemiği bir türlü ortadan kaldıramadığı Radyolarımızda hususiyle Türk müziği bakımından çeşitli hücumların yapılmakta olduğu bir vakıadır. Sayın Baykan dostuma not ettirdiğim ve alâkasını çektiğim teşebbüsün -enerjik elinizle- zamanınızda olsun halledilmedikçe başınızın dinç olması, bizim çirkinliğe isyan eden [...]
İşte noksanlar / Sayın Dr. Mükerrem Sarol’a
İki açık mektupla, işe başlarken ve hizmetinizin devamı sırasında gösterdiğiniz başarılara ve müspet hareket ve teşebbüslerimize temas etmiştim. Bütün iyi niyetimize rağmen devamının hâlâ esef ve üzüntü ile takip ettiğimiz noksanlar da mevcuttur ki işte onlara bu yazımda hulasaten işaret edeceğim. Bu arada bir üzüntümü de bildirmeden geçemeyeceğim. Ankara'da iken kendisine karşı derin bir sevgim [...]
Sayın Baykan’la konuştuklarım
İzmir'deki konuşmamız arasında, üzerinde halûk, halûk olduğu kadar açık görüşlü, samimi, karar ve azim sahibi bir insan intibaını uyandırmış bulunan Basın Yayın Umum Müdürü Sayın Muammer Baykan'la son Ankara seyahatimde tekrar uzun uzun görüştük. Aramızda artık bir dostluk teessüs ettiğini bana hissettiren alâkasının sıcak atmosferi içindeki konuşmalarımızın, gazeteme aksetmesini faydalı bulmadığım kısımları hariç diğer meselelere [...]
Ey şefkatine sığındığım!
Arkadaşımız Rüştü Şardağ Konya'da Mevlânâ'nın başı ucunda işte bu hitabede bulunmuştur: İşte yıllar ve yıllar sonra yine kapına dergâhına sığındık. Baştan başa siyahlara boğulmuş bir yüzle ter yerine mahcubiyet, yaş yerine nedamet dolu olarak eşiğinde hangi hak ve güvenle bilmem, taze ve asil bir ruh kazanmaya koştuk! Pis bir dünyanın alaca karanlığından ebedi sabahına geldik; [...]
